YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10848
KARAR NO : 2010/3262
KARAR TARİHİ : 16.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, yarı payı kendisine, yarı payı ise dava dışı şahsa ait olan taşınmazın satışı hususunda davalıyı vekil tayin ettiğini, taşınmazı satan davalının paranın yarısını kendisine vermesi gerekirken vermemesi üzerine açtığı davada mahkemece taşınmazın satış bedelinin 130.000 TL olarak belirlenip taleple bağlı kalarak yarı bedelden 55.000 TL’na hükmedildiğini, bu itibarla satış bedelinden halen 10.000 TL alacağının kaldığını ileri sürerek 10.000 TL’nın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı tarafından açılan daha önceki davada bilirkişi tarafından taşınmazın değeri 130.000 TL olarak belirlenmiş ise de, satın alan kişice yapılan 20.000 TL masrafın düşülerek taşınmazın bedelinin mahkemece 110.000 TL olarak belirlendiğini, kesin hüküm bulunduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kesinleşen davada taşınmazın değerinin 130.000 TL olarak belirlenip taleple bağlı kalınarak 55.000,00 TL’na hükmedildiği, davacının bakiye 10.000,00 TL’nı isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile dava dışı şahsın 9.8.2006 tarihli vekaletname ile vekil tayin ettikleri davalının 11.8.2006 tarihinde taşınmazı sattığı, satış bedelinden davacının ½ hissesine düşen miktarı davacıya ödemediği ve davacınında bunun üzerine dava açtığı ve Ümraniye 1. Asliye Hukuk 2009/10848-2010/3262
Mahkemesinde görülüp kesinleşen dava sonunda 55.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verildiği, davacının fazlaya dair haklarının saklı tutulduğu ve kararın bu haliyle kesinleştiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, daha önce görülüp sonuçlanan davada taşınmazın bedelinin ne miktar olarak saptandığı hususundadır. Davacı, az yukarıda anılan davayı açarken açıkca taşınmazın davalı tarafından 110.000 TL’na satıldığını beyan etmiştir. Yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda ise taşınmazın satış tarihindeki değeri 130.000 TL olarak belirlenmiş ise de, mahkeme kararının gerekçesinde taşınmazı satın alan …’nın taşınmaza yaptığı 20.000 TL masrafın mahsubundan sonra satış tarihindeki raiç değerin 110.000,00 TL olduğu kabul edilerek 55.000,00 TL’nın tahsiline karar verilmiş ve verilen karar kesinleşmiştir. Mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm fıkrası eldeki olayda birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, bu itibarla taşınmazın satış bedelinin 110.000 TL olarak mahkemece tesbit edildiğinin ve davacı hissesine düşen 55.000 TL’nında tahsiline karar verildiğinin kabulü zorunludur. Ayrıca belirtmek gerekirki mahkemenin gerekçesi karşısında, hüküm kısmında davacının fazlaya dair haklarının saklı tuutulmasının eldeki uyuşmazlıkta bir etkiside bulunmamaktadır. Değinilen bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının talep edebileceği başka bir bedel bulunmadığı ve bu itibarla davanın reddi gerektiği anlaşılmakta olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 16.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.