Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/11394 E. 2010/5167 K. 15.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11394
KARAR NO : 2010/5167
KARAR TARİHİ : 15.04.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka,davalı ile tüketici kredisi sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme hükümlerine göre taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine borçlarının muaccel hale geldiğini, borcun ödenmesi için davalıya yapılan ihtara rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle icra takibinde bulunulduğunu davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava dışı Limfor isimli şirkette işçi olarak çalışırken işten çıkarılma tehdidi ile kredi kullandırıldığını, şirket tarafından kendisi ile birlikte çalışan diğer arkadaşlarına da bu şekilde sözleşme imzalattıklarını, kendisinin bankadan kredi kullanmadığını ve bankadan kendisine bir kredi ödemesi yapılmadığını, şirketle banka arasında anlaşmalı bir işlem olduğunu, bu işlemden icra takibi ile haberdar olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı tarafından imzalanan 2.8.2007 tarihli 15.000 TL. bedelli tüketici kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla limfor Ltd.Şt. Ile İmeci Tüketim Kooperatifinin imzalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında alınan 16.3.2009 tarihli bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, davalıya 25.12.2006 ve 2.8.2007 tarihinde olmak üzere iki kez taksitli tüketici kredisinin kullandırıldığı, 25.12.2006 tarihli 12.500 TL. Tutarlı kredinin aynı tarihte davalıya ait mevduat hesabına aktarıldığı , bu hesaptan 8.1.2008 tarihinde
2009/11394-2010/5167
12.000 TL.nin tediye fişi ile davalıya ödendiği, bu kredinin 7 aylık taksidinin ödendikten sonra davalının borcunun yeniden yapılandırılarak 2.8.2007 tarihinde kullandırılan 15.000 TL. Tüketici kredisiyle davalının o tarihteki borcunun tasfiye edilerek bakiye 2.620 TL.nin ayın gün imzalanan ödeme dekontu ile davalıya ödendiği ayrıca davalının çalıştığı Limfor şirketinin mevduat eksterisinin incelenmesinde de davalıya ilk kredi ödemesinin yapıldığı 8.1.2008 tarihinde bu hesaba tek kalemde 84.000 TL.nin yatırıldığının anlaşıldığı açıklanmıştır. Yine davalı ile birlikte Limfor şirketinde çalışan 40 dolayında çalışan kişiye davacı banka tarafından 10.000-15.000 TL. limitler arasında tüketici kredisi kullandırıldığı ve bu kredilerin büyük bölümünün tahsil edilemeyerek kanuni takibe intikal ettirildiği ve kefil olan Limfor şirketinin adreslerini terk ettiğinden ödeme emrinin tebliğ edilemediği açıklanmıştır.
Davalı, davaya konu krediyi işçi olarak çalıştığı Limfor isimli şirketin kullandığını, kendisine herhangi bir kredi ödemesi yapılmadığını savunmuş olup, her ne kadar ödeme dekontundaki imzaya bir itirazı bulunmasa da, aynı nitelikte başka bir limfor şirketi çalışanı tarafından açılan ve davanın reddine ilişkin verilen karar üzerine, Dairemizce 2009/6451-13176 sayılı bozma ilamında da açıklandığı üzere, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda Limfor Liman Hiz.Ltd.Şti. ait mevduat hesabı ekstrelerinde davalıya ilk tüketici kredisi ödemesinin yapıldığı 25.12.2006 tarihinde, bu şirket hesabına tek kalemde 132.000 TL yatırıldığının görüldüğünü ancak kimin tarafından yatırıldığına ilişkin bir açıklamanın yer almadığı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ile delillerin değerlendirilmesi sonucu, davalının kredi sözleşmesinde kefil olarak imzası bulunan Limfor şirketinde işçi olarak çalıştığı , kendisi gibi aynı şirkette çalışan 40’a yakın arkadaşının 10.000-15.000 TL. Limitlerle kredi kullandıkları değerlendirildiğinde, asgari ücretle çalışan ve geliri kısıtlı olan kişilerin, yakın zaman dilimleri ile hep birlikte tüketici kredisine ihtiyaç duymaları hayatın olağan akışına ters olduğu gibi, belirtilen limitlerde kredi kullandırılacak kişilerin bu kredilerin aylık taksitlerini karşılayacak gelire sahip olup olmadıkları araştırılmadan, belgelendirilmeden kredi kullandırılması da bankacılık teamüllerine ve bir çok bankanın mevzuatına aykırı olduğunun kabulü gerekir. Davalı ve arkadaşlarının çalıştıkları şirketin kredilerin kullanıldığı 25.12.2006 ve ikinci kredi ödemesinin yapıldığı 8.1.2008 tarihlerinde mevduat hesabına yüksek meblağlı para yatırılması ve kimin tarafından yatırıldığının belirlenememesi de açıklanan husususu doğrulamaktadır. Açıklanan nedenlere görünüşte şirket
2009/11394-2010/5167
çalışanlarının kredi borçlusu gibi gösterildiği ancak gerçekte kredi kullananın çalıştıkları şirket olduğu bu hususun davacı bankanını bilgi ve muvafakatı olmaksızın yapılamayacağı kabul edilerek, davalı işçinin(tüketicinin) sorumlu olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usulu ve yasaya aykırı oluP bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı lehine BOZULMASINA, 15.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.