YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11577
KARAR NO : 2010/463
KARAR TARİHİ : 21.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki adi ortaklık davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 1.12.2004 günlü adi ortaklık sözleşmesi ile kafeterya açtıklarını, daha sonra adi ortaklığa …’da otel işletmeciliğini de eklendiğini bir süre işletildiğini, ancak kafeteryanın 24.3.2009 tarihinde borçları nedeniyle eşyalarının haczedilerek işletilemez hale geldiği, otelin de 12.12.2006 tarihinde tahliye edildiğini, davalının işletmeleri borçlandırdığı bu yüzden takipler başladığını, davalının işletmenin borçları için verdiği çeklerinin karşılıksız çıktığını, ortaklığın borçları konusunda kendisine bilgi verilmesi ve ortaklığın borçları için yaptığı ödemelerin kendisine bildirilmesi aksi halde adi ortaklığın feshinin gerekeceği hususunu içeren 15.1.2007 tarihli ihtar gönderdiğini, davalının bilgi vermediği gibi 19.1.2007 tarihli cevabi ihtarla adi ortaklığın feshine razı olduğunu ancak ödeme yapmaya yanaşmadığını bildirerek adi ortaklığın tasfiyesine, aktif ve pasiflerinin tesbitine,kar ve zarar durumuna göre alacağının ticari faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde feshe razı olduğunu ancak davacının giderlere katılmadığını, bu yüzden kendi 2009/11577-2010/463
ödemelerinin işletmelerin borcuna yetmediğini, kendisininde payının üstünde harcama yaptığını savunarak davacının alacak talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, 31.3.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre ortaklığın güncel borcu 170.629 TL,…’e ödenecek 7.080 TL, … alacağı 16.151,93 TL borcun davacı tarafından ödenmesine, ortaklığın bu şekilde tasfiyesine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Tarafların …’da bulunan kafeterya için 1.12.2004 tarihli adi ortaklık sözleşmesi yaptıkları ve daha sonra …’da bulunan otel işletmesi için de adi ortaklığa dahil ettikleri, ortaklık hisselerinin yarıyarıya olduğu, ortaklığın borçları nedeniyle işletmelerin faal olmadığı, davacının 15.1.2007 günlü fesih iradesini bildirdiği ihtara davalının verdiği 19.1.2007 tarihli cevabi ihtarla feshe razı olduğu hususları taraflar arasında ihtilaflı değildir. Taraflar adi ortaklık için paylarını aşar şekilde fazladan ödeme yaptıklarını bildirip belgelerini ibraz etmişlerdir. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre adi ortaklığın aktifinin bulunmadığı, adi ortaklığı borçlarının ,adi ortaklığa tarafların yaptıkları ödemeler gözetilerek davacı tarafından ödenerek tasfiyesine karar verilmiştir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK.nun 539. maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir. Dava konusu olayda sözleşmede tasfiye ile ilgili özel bir hüküm bulunmadığından tasfiyenin BK.nun 539. ve devamı maddelerine göre yapılması zorunludur. Mahkemece adi ortaklığın hesap ve belgeleri taraflardan ve özellikle yönetici ortak olduğu anlaşılan davalıdan istenerek bilirkişi raporu aldırılmış isede incelenmesinde davacının yaptığını iddia ettiği ödemelerin raporda değerlendirilmemiş ve ilgili yerlerden sorulmamıştır. Davacı 20.1.2009- 10.2.2009- 6.3.2009 tarihli delillerini sunduğu dilekçelerinde, 13.6.2006 tarihli dekont ile davalının Denizbank … Şubesindeki 16341 nolu şahsi hesabına ortaklığın ödemeleri için 50.000 TL havale ettiğini bildirmiş dekontunu dosyaya sunmuştur. Yine Denizbank … Şubesindeki 020772940351 nolu pos cihazındaki paranın davalının az yukarıda bahsedilen şahsi hesabına aktarıldığını iddia etmiş,yine Mithatpaşa Vergi Dairesine 15.1.2007 2009/11577-2010/463
tarihinde 22000 TL vergi borcu ödemesi yaptığını bildirmiş olmasına karşın iddia olunan ödemelerle ilgili olarak vergi dairesi ve banka şubelerinden gerekli araştırma yapılmaksızın davacı delilleri eksik toplanarak yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 21.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.