Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/11624 E. 2010/6191 K. 05.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11624
KARAR NO : 2010/6191
KARAR TARİHİ : 05.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 06.03.2006 tarihli avukatlık hizmet ve vekalet ücret sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşme gereği davalıya ait Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/162esas,2006/306 karar sayılı dava dosyasını takip ettiğini, davalının lehine sonuçlanan dava dosyası ilamını icra takibine koyduğunu, davalının sözleşmeyi 5.03.2008 tarihinde tek yanlı olarak feshettiğini icra takip ve dava dosyalarından doğan karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti alacaklarının ödenmediğini, tahsili için yapılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı hakkında başlattığı icra takibinde, davalının vekili olarak takip ettiği ve haksız fesih nedeniyle ücretini alamadığı icra takip ve dava dosyalarına ait vekalet ücretinin tahsilini istemiştir. Davacı, icra takibinde açıkça karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretini de istediğini açıklamıştır. Mahkemece, davacının talep ettiği karşı yan vekalet ücretinin henüz tahsil edilmediği gerekçeleri ile icra takip tarihi itibariyle istenebilir bir alacak bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Avukatlık Kanunu’nun 164/5 maddesi hükmüne göre dava sonunda kararla tarifeye dayanarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin tamamı avukata aittir. Ne var ki, bu ücret alacağının hesaplanması ve muacceliyet kazanması konusuna açıklama getirilmelidir.
Avukatlık Yasasının 164/son maddesinde açıklanan ve aksine sözleşme olmadığında avukata ait olacağı kabul edilen ücret alacağı yargılama ve icra gideri niteliğinde olduğundan ancak dava ve takip sonuçlandığında miktarı belli olur ve bundan sonra müvekkil tarafından hasımdan tahsili mümkün hale gelir. Müvekkilin vekiline ödeme borcu da hasım taraftan tahsil edilmeden doğmaz. Diğer bir anlatımla hasım taraftan henüz vekalet ücreti alacağını tahsil etmemiş veya edememiş olan müvekkilden avukat bu alacağını isteyemez. Tahsil edilmiş olmasını beklemek durumundadır. Kural böyle olmakla birlikte hakim bu kurala sıkı sıkıya bağlı kalmamalı, Avukatlık Yasasının 164/son maddesine işlerlik kazandıracak şekilde her olayın özelliğine, durum ve şartlarına göre değerlendirme yapmalı, özellikle MK.nun 2. maddesinde ifadesini bulan hakkın kötüye kullanılmasına ve dürüstlük kurallarının ihlaline izin vermemeli, gerektiğinde müvekkilin dava veya takip sonucunda belirlenen bu ücret alacağını tahsil etmiş kabul etmeli, aksi halde bu nitelikteki ücret alacağına ilişkin istemi henüz muaccel olmadığından reddetmelidir.
Somut olaya bakıldığında, mahkemece hüküm verilirken az yukarıda açıklanan ilkelerin göz ardı edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda da belirlendiği üzere, davacının davalı adına takip ettiği İzmir 11.İcra Müdürlüğünün 2006/9481 Esas sayılı dosyasında, davalı tarafından takip dosyasındaki hacizli gayrimenkullerin satışından alacağa mahsuben dosya alacağını tahsil imkanı varken bunu kullanmadığı anlaşılmakla bu dosya yönünden davacının davalıdan karşı yan vekalet ücreti istemekte haklı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu dosya yönünden karşı yan vekalet ücreti talebinin kabulü gerekirken reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.