YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12087
KARAR NO : 2010/2190
KARAR TARİHİ : 22.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yurtdışında Avusturya’da yaşadığını ve eşinden fiilen ayrı olduğunu, davalının da kayınpederi olup 13 yıl önce Türkiye’de bulunan taşınmazlarının satışı konusunda davalıya vekaletname verdiğini, 5.7.2001 tarihinde Avusturya Başkonsolosluğu aracılığıyla davalı kayınpederini vekillikten azlettiğini, buna rağmen davalının vekalet görevini kötüye kullanarak Türkiye’de bulunan taşınmazının 95.000.YTL’ye dava dışı 3.bir kişiye sattığını, bu kişiye karşı açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini, ileri sürerek satış bedeli olan 95.000.YTL’nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı, satışın davacının eşi dava dışı … tarafından telefonla verilen talimat ile yapıldığını, davacı ile eşi arasındaki problemlerden haberdar olmadığını, taşınmazın evlilik birliği içinde oğlu…’in parası ile satın alındığını, davacının o tarihlerde çalışmadığını, telefon talimatı ile 95.000 YTL’ye sattığını, parayı da …’in Türkiye’ye geldiğinde alıp gittiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, davalıyı kendine ait taşınmazı satması için vekil tayin ettiği ve bu hususta vekaletname düzenlendiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi bu husus, tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Her ne kadar, davacı tarafından davalının azledildiği iddia edilmiş ise de, dosyada bulunan Bregenz Başkonsolosluğu’nun yazısı ile, davacı …’nın 5.7.2001 tarihli vekillikten azil ihtarnamesine rastlanılmadığı, davacının harç tutarını vezneye yatırdıktan sonra elindeki bütün nüshaları alıp gittiğinin bildirildiği anlaşılmış olmakla taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin sona erdiği hususu davacı tarafından ispatlanamamıştır. Davalı, taşınmazın satışı hususunda talimatı kendi oğlu ve davacının ayrı yaşadığı eşi …’ten aldığını, satış bedelini de …’e verdiğini beyan etmiştir. Davacı ile davalı arasındaki ilişki mahiyeti itibariyle vekalet ilişkisidir. Yasal dayanağı BK’nın 392. maddesidir. Bu madde hükmüne göre vekil, müvekkilinin talebi üzerine yapmış olduğu işin hesabını vermeye ve her ne surette olursa olsun vekil olarak müvekkili adına almış olduğu her şeyi müvekkiline ödemeye mecburdur. Öyle olunca, davalı vekil olarak davacıya karşı hesap vermek zorunda olup, oğlu …’e yapmış olduğu ödeme de davacının talimatıyla yapıldığı kanıtlanamadığından onu sorumluluktan kurtaramaz. Mahkemece, bu yön gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz olunan hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 22.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.