YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12128
KARAR NO : 2010/2522
KARAR TARİHİ : 02.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davaya konu … Köyü 101 ada 28 parsel nolu taşınmazın kadastro tespiti öncesinde iki ayrı taşınmaz halinde olduğunu,taşınmazın bir bölümünü kendisinin, bir bölümünün ise davalı tarafından kullanıldığını, taşınmazın kendisi tarafından kullanılan 5164 m2 kısmının babasının zilyetliğinde iken kendisine intikal ettiğini, davalı tarafından, kendisinin yokluğunda yapılan kadastro çalışmaları sırasında kendi adına tescil ettirdiğini, daha sonra bu taşınmazın kamulaştırıldığını, ancak davalının kendisine ait olan yere ilişkin kamulaştırma bedelini ödemediğini, bu nedenle davaya konu taşınmazın 5164 m2’lik kısmının kendisine ait olduğunun tespiti ile bu kısma ilişkin davalı tarafından alınan 6.565 TL’nin 15.12.1999 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı, kadastro tespitinin 27.11.1992 tarihinde kesinleşerek taşınmazın kendisi adına tescil edildiğini, davacının açmış olduğu tapu iptali tescil davasının husumetten reddedilerek mülkiyetin DSi’de olduğunun bildirildiğini, bu davanın henüz kesinleşmediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı kendisine ait olan davaya konu yerin davalı adına tescil edilmesinden sonra kamulaştırılarak bedelinin davalıya ödendiği ve davalının sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle,davaya konu yerin kendisine ait olduğunun tespiti ve ödenen bedelin tahsilini talep etmiştir.Davaya konu yer senetsizden tescile konu bir taşınmaz olup,04.08.1992 tarihinde kadastro tespitinin yapıldığı, kadastro tutanağının 27.11.1992 tarihinde kesinleştiği, 24.11.1994 tarihinde kDSi tarafından yapılan kamulaştırma çalışmaları sonucu kamulaştırılarak bedelinin davalıya ödendiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece mahallinde tarafların zilyetlik durumlarının ve süresinin tespiti amacıyla 21.04.2008 tarihinde keşif yapılmış olup, keşif sırasında beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişi …’un davaya konu taşınmazın kuzey yönünde davacının arazisinin bulunduğunu, kuzeye doğru armut ağacına kadar olan üst kısmın davacıya ait olduğunu,çok eskiden beri davacının kullandığını beyan ettiği,mahalli bilirkişinin beyanından sonra tanık…’in alınan beyanında mahalli bilirkişinin beyanlarında belirttiği sınırların doğru olduğunu ve mahalli bilirkişi beyanlarını tekrar ettiği görülmüştür. Ancak davaya konu yere ilişkin bilirkişi olarak …’in de imzasının bulunduğu kadastro tespitine esas tutanakta davaya konu taşınmazın tamamının davalının ceddinden intikalen ve taksimen 20 yılı aşkın bir zamandır malik sıfatıyla zilyet ve,tasarrufta bulunularak fasılasız kullanıldığı ve davalıya intikal ettiğinin tespit edildiği,bu durumda öncelikle kadastro tutanağında yer alan… ile mahkemece beyanına başvurulan kişinin aynı kişi olup olmadığı tespit edilerek,aynı kişi olması halinde beyanları arasındaki çelişki giderildikten sonra oluşacak durum ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
SONUÇ:Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent uyarınca davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 2.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.