YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12631
KARAR NO : 2010/2398
KARAR TARİHİ : 01.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı … …, kendisinin de dairesinin bulunduğu sitenin güvenlik hizmetinin davalı site yönetim kurulu üyeleri ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından yürütüldüğünü, bu kapsamda sitede ikamet edenlerden “Güvenlik ve Koruma Hizmeti” için aidat alındığını diğer davacı … …ndan harici satım sözleşmesi ile satın aldığı aracın, site tarafından kendisine gecici tahsis edilen otoparktan çalındığını ileri sürerek uğradıkları zarar nedeniyle araç bedeli olan 8.000,00 YTL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … Güvenlİk Hiz. Ltd. Şti, davacı ile sözleşme imzalamadığını, hakkında açılan davanın hüsümetten reddine karar verilmesini istemiş, diğer davalı ise hiçbir sorumluluğunun olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıların, davalı güvenlik şirketi ile bir sözleşmesinin bulunmaması, otoparktan çalınan araç nedeniyle site yönetimine sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. 2009/12631-2010/2398
Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi için, yasanın amacı içinde mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
Hemen belirtmek gerekir ki “Ayıp Nedeniyle Talep Hakkına Sahip olanlar” hususunun uyuşmazlığın çözümü için incelenmesi gerekmektedir.
Ayıp nedeniyle talep hakkına sahip olan kişi, öncelikle tüketicinin kendisidir. Çünkü tüketici sözleşmesi tarafı tüketicinin kendisidir ve sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereği ancak sözleşmenin tarafları zarara uğrayabilir ve zararı talep edebilecek olan da bu kişilerdir. Ancak tüketicinin satın aldığı mal veya yararlandığı hizmet onun yakın veya uzak çevresine bir zarar verirse, zarara uğrayan bu kişiler acaba herhangi bir kimseden zararını talep edebilecek midir? Bu gibi durumlarda sözleşmelerin nisbiliği ilkesinin aşılması gerekmektedir. Bu konuya doktrinde deginen yazarlar, konuya yan yükümlülüklerden yaklaşmaktadır. Yan yükümlülükler, kaynağını, Medeni Kanun 2.maddesinin birinci fikrasındaki “doğruluk ve güven (dürüstlük) kuralı” ndan almaktadır; yan yükümlülükler içerisine özellikle özen ve koruma yükümlülükleri ile aydınlatma (iletme, bildirme, bilgi verme) yükümlülüğü girmektedir. Eren,1,38-39; üçüncü kişinin korunması gereken menfaatleri hakkında bk. Tandoğan) üçüncü şahsın zararı, 30 vd. Bunlar “edim yükümlerinden bağımsız borç yaklaşımlarıdır.”
Özen ve koruma yükümlülükleri ile edim yükümlerinden bağımsız borç ilişkisi gereği, borçluya, asli edim ilişkisiyle bağımlı olarak borç konusuna ilişkin olmak üzere doğrudan doğruya veya ondan bağımsız olarak karşı tarafın hukuken değer verdiği menfaatlerini koruma ve her türlü tehlikeden uzaklaştırma biçiminde dolaylı olarak bağlanan bir davranış yükümlülüğü söz konusudur. Buna göre, dürüstlük kuralı veya sözleşmeden kaynaklanan asli borca bağımlı yan borç gereği satıcı veya sağlayıcı bakımından, sözleşmenin diğer tarafı olan tüketicinin değer verdiği menfaatlerini koruma ve her türlü tehlikeden uzaklaştırma biçiminde dolaylı olarak bağlanan bir davranış yükümlülüğü söz konusudur. Burada sözü edilen menfaatlerden alacaklının menfaat çerçevesinin tamamı, bu bağlamda tüketicinin çerçevesindeki üçüncü kişilerin (örneğin tüketicinin aile fertleri, arkadışları, ve hatta komşuların korunması da söz konusu olur, böylece üçüncü kişiler, tüketicinin sözleşmesine dayanarak doğrudan dava hakkına sahip olabilmelidirler; yani burada haksız fiile dair hükümler (BK 41 vd) uygulanmamalıdır. Eren, 1.41-42 farklı yaklaşımlarla üçüncü şahsın zararının kendisi tarafından ileri sürülebilmesi hakkında TANDOĞAN, üçüncü şahsın zararı, 36,49,347,359 ve 361.
O halde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun Kapsamında ve yukarıda açıklanan çözüm çerçevesinde tüketicinin satın aldığı mal veya yararlandığı hizmet nedeniyle zarara uğrayan üçüncü kişiler, zararlarını tüketicinin akdettiği sözleşmeye dayanarak sözleşme ve 2009/12631-2010/2398
ayıp hükümlerine göre (md. 4 ve 4/A), satıcı ve yasada sayılan diğer kişilerden, dürüstlük kuralının yarattığı özen ve koruma yükümleri nedeniyle talep edebilirler.
Tüketiciler, ayıplı malın-hizmetin neden olduğu zararlardan dolayı haklarını talep ederken zararı, hizmetin-malın ayıbını ve ayıp ile zarar arasındaki illiyet bağını (MK 6. Ve Bakanlığın ayıplı mal-hizmetlerle ilgili Yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre ispat etmesi gerekir. Zevkliler, Aydı Tüketicinin Korunması Hukuku, … 2004) 140 ve 141.
Yukarıda açıklananların ışığında Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, davacı ile davalı şirket arasında güvenlik hizmeti sunulması hususunda hizmet alım satımına ilişkin geçerli bir sözleşme yapıldığı davalı Toplu Yapı Yönetiminin diğer davalı … Hizmet Şti. ile yapmış olduğu sözleşmenin altında davacıların isim ve imzaları olmamakla birlikte bu sözleşmenin kat maliki ve yönetim hizmeti olan davacılar nam ve hesabına yönetim tarafından akdedildiği ve taraflar arasında 4077 sayılı yasa kapsamında kalan bir hukuki ilişkinin kurulduğu anlaşılmaktadır.4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 2.bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 1.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.