Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/12675 E. 2010/2404 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12675
KARAR NO : 2010/2404
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalının tüketici kredi sözleşmesi ve kredili bankomat sözleşmesi gereğince, ödemesi gereken taksitleri ödemediğini, bu nedenle tarafına ihtar çekildiğini, ihtara rağmen ödeme yapmayınca hakkında icra takibi başlattığını ileri sürerek icra takibine haksız yapılan itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, krediyi kendisinin kullanmadığını, sadece sözleşmeyi imzaladığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacının hükme yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde; 9.4.2009 günlü ilam, temyiz eden davacıya 6.5.2009 tarihinde, ayrıca davalı tarafın temyiz dilekçesi de 9.7.2009 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacının temyiz dilekçesi 22.7.2009 tarihinde verilmiştir.
3156 sayılı Yasanın 20.maddesiyle değiştirilen HUMK.nun 432/1 maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15 gündür. Yine HUMK’nun 433/2 maddesi gereğince 10 günlük temyize cevap süresi de geçmiş olduğundan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve esas 1989/3. karar 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı tarafından davalıya kullandırılan kredi nedeniyle kredinin iki taksitinin ödenmemesi nedeniyle, tüm alacağının muaccel olduğundan bahisle ihtar çekerek 7 gün içerisinde bedelin ödenmesi istenmiş, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine alacağının tahsili için icra takibi başlatmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.4822 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10 maddesi tüketici kredisi hükümlerini düzenlemiş olup, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bulunan dava konusu sözleşme de, bu düzenleme kapsamında bir tüketici kredisi sözleşmesidir. Anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında tüketici kredisinin tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında da “Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir” yazılıdır. Davacı, yasanın bu açık hükmü göz ardı ederek 18.3.2004 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamesinde ödenmesi gereken taksitlerin ödenmediğini ve böylece alacağın tamamını muaccel hale geldiğini bildirmiş, akabinde de alacağın tamamı yönünden takip başlatmıştır. Gönderilen ihtarname “birbirini izleyen en az iki taksit yönünden ödemede temerrüde düşüldüğünün ve bu iki taksidin 7 gün içinde ödenmesinin aksi halde tüm alacağın muaccel olacağının” bildirilmesi gerektiği halde bu hususları içermeyen ihtarnamenin usulüne uygun olduğu kabul edilerek, davalı temerrüde düşmediği halde muaccel olmayan alacaklar yönünden icra takibine başlanması ve bu ihtara dayanılarak davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazının reddine,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 1.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.