Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13073 E. 2010/3744 K. 24.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13073
KARAR NO : 2010/3744
KARAR TARİHİ : 24.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı şirketin vergi mahkemesindeki vergi ziyaı davalarını takip ettiğini, toplam miktarın 239 139 376 000 TL olup, bunun %15 inin vekalet ücreti olarak şifaen kararlaştırıldığını, davaların vergi ziyaı yönünden lehe sonuçlandığını, ancak davalının kendisini haksız yere azlettiğini ve ücretini ödemediğini ileri sürerek %15 ücret bedeli olan 35 870 906 400 TL ile, 12 davanın hasma tahmil olunan vekalet ücreti 1 560 000 000 TL toplamı 37 430 906 400 TL nin 8.1.2003 tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı, şifaen %15 olarak bir kararlaştırmanın yapılmadığını, kendilerinin davacıya 5 000 000 000 TL vekalet ücreti ödediklerini savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre, davacı tarafın davalı tarafından açılan Vergi mahkemesindeki 12 dosyayı takip edip sonuçlandırdığından, bu dosyalar sonuçlandırıldıktan sonra davalı tarafça vekaletten azledildiğinden aralarında yazili vekalet ücreti sözleşmesi bulunmadığından bahisle davanın kazanılan bölümü için kararın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin taleple bağlı kalınarak %10 u olan 25000,00 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 388/son maddesi gereğince, mahkeme kararının hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir
söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Temyize konu davada, hüküm kısmında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taleple bağlı kalınarak kesinleşen müddeabihin % 10 u tutarındaki 25 000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmişse de ,bu miktarın mahkemece nereden tespit edildiği dosya kapsamından anlaşılamadığı gibi hükmedilen miktar ile bilirkişi raporları da çelişmektedir. HUMK 388 ve 389 maddeleri hükmü uyarınca hüküm fıkrasının şüphe ve tereddüte mahal vermeyecek şekilde net ve açık bir şekilde yazılması gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece ne şekilde hesaplandığı belli olmayan ve hangi kalemlerin kabul edildiği anlaşılmayacak şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.