Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13170 E. 2010/5412 K. 21.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13170
KARAR NO : 2010/5412
KARAR TARİHİ : 21.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davaların reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, 5.1.2001 tarihinden beri yenilenen sözleşmelerle kendisine ait dinlenme ve bakım evlerinin işletmeciliğini davalıya verdiğini, 30.4.2004 tarihinde işletme süresinin tamamlandığını,… akdi fesh edilen işçilerin açtıkları ihbar ve kıdem tazminatı alacağına ilişkin davalarda,davalı ile birlikte sorumluluğuna hükmedildiği halde, toplam 697.648.68 YTL’yi icrada kendisinin ödediğini ileri sürerek, bu alacağın ödeme tarihinden faizi ile tahsilini istemiş, aynı konuda birleşen dava ile de;329.155.28 YTL’nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı,aynı konuda davacıya karşı açılan alacak davasının Yargıtay denetiminden geçerek onandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kendisine ait dinlenme ve bakım evlerinin işletmeciliğinin davalı tarafından üstlenildiğini, çalıştırılan işçilerin … akitlerinin haksız feshedildiğini belirterek açtıkları dava sonunda hesaplanan tazminatın, … bu eldeki davanın tarafları olan kendisi ve davalıdan tahsiline karar verildiğini ve icra takibi sonunda da, kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek bu davayı açtığı,dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi taraflar arasında da ihtilaf konusu değildir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçilere ödenen bu tazminattan hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme, sözleşme eki olan teknik şartname hükümleri, dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Bu cümleden olarak, davacı ile davalı arasında düzenlenen ve davada dayanılan sözleşmenin, sandığın Yetki ve Sorumluluklarını düzenleyen 5/ 5. fıkrasında; “ Sandık firmanın bu sözleşmede belirtilen hizmetleri yerine getirmek için yine bu sözleşme hükümlerine uygun olarak çalıştırdığı personelin maaş, ücret ve yollukları ile yasalardan ve Toplu … Sözleşmesinden … tüm mali hakları, bu hakların mahkeme yolu ile alınması halinde bütün mahkeme giderleri, ödenecek vergi, resim ve sosyal sigorta giderleri , firma aleyhine açılacak davalar sonucu yapılacak ödemelerin (giderleri ile birlikte) firmaya vermiş olduğu avans hesabından yapılmasını kabul ve taahhüt eder” şeklinde hüküm konulduktan sonra aynı sözleşmenin eki olan Hizmet Alım Teknik şartnamesinin 2.7. maddesinde de “yüklenici … Kanununun … akdi feshi hükümleri dahilinde idareye bilgi vermek suretiyle işçilerini işten çıkarabilir. İşçilerin işten çıkarılması sonucunda çıkartılanlara ödenen ihbar kıdem tazminatları ile açacakları maddi ve manevi tazminatlar tüm mahkeme giderleri ve vekalet ücretleri yükleniciye aittir.” yazılıdır. Yine davada dayanılan 19.4.2004 tarihli sözleşmenin 9.1. maddesinde sözleşme eki (Teknik Şartname vs.) belgeler ile sözleşme hükümleri arasında çelişki bulunması halinde sözleşme eki belgelerdeki hükümlere itibar edileceği hükme bağlanmıştır. Az yukarıda açıklanan Teknik Şartnamenin 2.7. maddesi hükmü karşısında da davacı kurum, dava dışı işçilere ödemek zorunda kaldığı tazminatın tamamını davalı yükleniciden ister. Mahkemenin bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesisi usül ve yasaya aykırı olup, bozma gerektirir.
SONUÇ:Açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 21.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.