Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13221 E. 2010/4449 K. 05.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13221
KARAR NO : 2010/4449
KARAR TARİHİ : 05.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalının vekili olarak açtığı davada 3200,00 TL asıl alacağa hükmedildiğini, bu alacağın … 7.İcra Müdürlüğünün 2006/509 sayılı dosyasında takibe koyduğunu borçludan haricen 12.000,00 TL tahsil ettiğini bu meblağın 3.200,00 TL asıl alacak 6.470 TL’si faiz olmak üzere 9.670,00 TL’sinin davalı alacağı olup kalanın kendisinin yaptığı masraflar ve vekalet ücreti olduğunu davalı alacağı olan 9.670,00 TL’den 6.500,00 TL’yi davalıya ödeyip 703,00 TL’yide karşı yön vekalet ücreti olarak kendisinin ödediğini, böylelikle geriye 2.467,00 TL kaldığını, bu meblağında müvekkilinden alması gereken vekalet ücreti olduğunu ancak davalının haksız yere Baro Başkanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu belirterek davalıya 7.203,00 TL ödediğini tesbiti ile başkaca ödemesi gereken bir paranın olmadığının tesbitini istemiştir.
Davacı, dava değeri olarak 7.203,00 TL göstermiştir.
Davalı, davacının vekil olarak 12.455,00 TL tahsil ettiğini kendisine vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin peşin ödendiğini davalıdan 5.800,00 TL aldığını ancak 6.500,00 TL’lik ödeme makbuzu imzaladığının davacı hakkında Cumhuriyet Savcılığı ve … Barosu Başkanlığına suç duyurusunda bulunduğunu davacının halen kendisine borcu olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verdiği karar, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Davacının, davalı tarafın vekili olarak 3.kişiler 2009/13221-2010/4449
aleyhine dava açıp icra takibi yaptığı, bunun sonucu karşı taraftan tahsilat yapıp, davalı tarafa ödemede bulunduğu, ancak bu ödemenin yasa ve sözleşme hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle vekil ile müvekkil arasında uyuşmazlık çıktığı, davalının davacıya … Barosu Başkanlığına ve Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduğu, 20.6.2006 tarihli ihtarname ile de davacının vekil olarak 12.000,00 TL tahsil edilmesine rağmen 5.800,00 TL ödendiği için bakiye alacağın ödenmesini istediği bunun üzerine davacının açılan dava ve yapılan icra takibi nedeniyle tahsil ettiği meblağ nedeniyle davalıya borcu olmadığına ilişkin bu davayı açtığı dava değeri olarak 7.203,00 TL gösterdiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece, taraflar arasındaki vekalet ilişkisi nedeniyle, davacının davalıya borçlu olduğu saptanmış, ancak kararın hüküm fıkrasında davacının davalıya ne miktar borcu olduğu yazılmaksızın davanın reddi kararı verilmiştir.
Menfi tesbit davası varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkin mevcut olmadığının tesbiti için açılan dava sonucunda verilecek kararla taraflar arasındaki uyuşmazlık da kesin olarak karara bağlanır. Somut olayda davalının ihtarı üzerine açılan bu davada davacı müddeabihi 7.203,00 TL olarak göstermiştir. Mahkeme yaptığı yargılamada gerekçe kısmında bilirkişi raporlarına atıfta bulunarak davacının davalıya borçlu olduğunu saptamış ancak hüküm kısmında bu borcun ne miktar olduğunun açıkça yazmamıştır. Bir kararın infaz edilecek kısım hüküm kısmıdır, oysa kararın hüküm kısmında davacının borçlu olduğu miktar açıkça yazılmadığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderildiğini söylemek, mümkün olmadığı gibi mahkemece davacının davalıya ne miktar borçlu olduğu açıkça belirtilmediğinden hüküm kısmının denetlenmesi de mümkün değildir. Bu durumda HUMK 381-388 maddelerine aykırı olarak verilen kararın bozulması gerekir.
2-Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre bu aşamada davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.4.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, avukat olduğunu, müvekkili olan davalı adına haricen 12.000 TL tahsil edip, avukatlık ücretini mahsup ettikten sonra bakiye bedeli ödediği halde davalının muaraza çıkardığını ileri sürerek, davalıya 7.203 lira ödediğinin tespiti ile başkaca ödenmesi gereken bir paranın olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve davacının tahsil ettiği para nedeniyle davalıya 1.764,66 TL daha ödemesi gerektiğini sonucuna varılarak dava red edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, muarazanın men-i isteğini de içeren böyle bir menfi tespit davasında mahkemece, avukat olan davacının üzerinde tuttuğu para nedeni ile davalıya hesap verme yükümlülüğü de nazara alınarak araştırma yapılması ve uyuşmazlığın çözümlenmesi zorunludur. Somut olayda mahkemece bu şekilde ve isabetli olarak araştırma yapılmış davacının tahsil ettiği paradan 1.764,66 TL’yi zimmetinde tuttuğu belirlenmiş, kararın gerekçesinde bu hususlar gayet açık ve anlaşılır bir şekilde açıklandıktan sonra davacının davasındaki talebi de dikkate alınarak, menfi tespit davası red edilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi dava 7.203 TL ödendiğinin tespiti ile davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Davalının bir karşılık veya birleşen davacı yoktur. Bu itibarla verilen karar davacı ve davalı tarafından sadece yargılama giderleri yönünden infaza konu yapılabilecek bir karardır. Kararın gerekçe ve hüküm kısmı her zaman birlikte değerlendirilir. Hüküm kurulurken bu sonuca nasıl ulaşıldığı hususunda gerekçe kısmında doyurucu açıklama yapılmış ise gerekçe kısmındaki sonuca etkili olmayan daha açık bir ifade ile davacının davalıya 1.764,66 TL daha borçlu olduğuna ilişkin ibarenin hüküm kısmında ayrıca yazılmamış olması sonuca etkili değildir. Somut olaydaki davacı talebine göre hüküm kurulmuş olup, zaten asıl müddeabih yönünden hüküm infaza konulacak bir yönü de yoktur. Böyle olunca kararın HUMK’nun 381-388. maddelerine aykırılığından söz edilemez. Mahkemece verilen hükmün onanması gerekirken aksi yöndeki sayın çokluk kararına katılamıyoruz.