Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13513 E. 2010/3505 K. 18.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13513
KARAR NO : 2010/3505
KARAR TARİHİ : 18.03.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, davalı ile 1.7.2008 tarihinden başlamak üzere davalıya ait jimnastik salonlarından faydalanmayı öngören spor sözleşmesi yaptıklarını bir yıllık üyelik ücreti olarak 1.500 YTL ödeme yaptıklarını, toplam 3.000 YTL borçlandırıldıklarını, Temmuz ayından itibaren spor kompleksine gitmeye başladıklarını, ancak, davalının taahhüt ettiği sorumluluklarını yerine getirmediğini, sıcak su ve temizliğin olmaması, yürüyüş bantlarının çalışmaması, birçok spor aletinin arızalı olması nedeniyle mağdur olduklarını, öte yandan sözleşmenin matbu olup müzakere edilmediğini, 2.12.2008 tarihli ihtar ile ayıbı bildirerek sözleşmenin iptalini ve ödedikleri bedelin iadesini istemelerine rağmen cevap verilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin iptalini, ödedikleri 1.500YTL’nin yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemişler, 20.4.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 3.000YTL’ye çıkartmışlardır.
Davalı, davacıların iddia ettiği olumsuzlukların hiçbirisinin olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıların en geç satın alındığı tarihten 15 gün sonra olumsuzluklardan haberdar oldukları, bu tarihten itibaren 30 günlük süre içinde ayıp ihbarında bulunmadıkları, bu nedenle hizmeti sunulan şekli ile kabul ettikleri ve sözleşmeyi benimsedikleri, sözleşmeden dönme ve bedel iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalının aralarında düzenlenen sözleşme uyarınca taahhütlerini yerine getirmediğini, sunulan hizmetin ayıplı olduğunu ileri sürerek sözleşmenin iptali ve ödedikleri bedelin iadesi istemiyle eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece davacıların ayıptan haberdar oldukları tarihten itibaren 30 günlük sürede ayıp ihbarında bulunmamak suretiyle hizmeti sunulan şekli ile kabul ettikleri ve sözleşmeyi benimsedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar 28.7.2009 tarihli celsede alınan beyanlarında hizmette meydana gelen aksaklıkları davalı şirket yetkililerine bildirdiklerini, ancak, kendilerine aksaklıkların giderileceğinin söylendiğini, bu nedenle kendilerinin aksaklıkların geçici olup giderilebileceğini düşündüklerini savunmuşlardır. Davalı tarafça aksaklıkların düzeltileceği umudu verildiği sürece yasal ayıp ihbarı süresi işlemez. Sözleşme konusu hizmette meydana gelen ayıpların katlanılmayacak hale geldikten sonra yasal ihbar süresinin başladığının kabulü gerekir. Öyle olunca mahkemece tarafların bu husustaki delillerinin toplanıp gerektiğinde keşif de yapılmak suretiyle tüm delillerin değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde yasal sürede ayıp ihbarında bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 18.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.