Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13811 E. 2010/4250 K. 31.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13811
KARAR NO : 2010/4250
KARAR TARİHİ : 31.03.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … Bankası avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartı limitinin 6800 TL olduğunu, kredi kartını uzun yıllardır kullandığını, bilgisi dışında bilinmeyen kişilerce kredi kartı ile tek seferde internetten 6000 TL miktarlı alışveriş yapıldığını bilahare öğrenip davalı bankaya bildirdiğini, suç duyurusunda bulunduğunu, kredi kartı ile internetten tek seferde 6000 TL lik alışveriş yapmadığını, internetten dolandırıldığını, bu harcama nedeni ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı banka, kredi kartının limitinin müsait olduğu ve herhangi bir kayıp çalıntı bildirimi bulunmadığı hallerde harcama tutarı kadar işyerine provizyon verildiğini, davacının harcamasının limit içinde kaldığını ayrıca internet üzerinde yapılan alışverişlerde “3 D Secure” güvenlik sisteminin uygulandığını, eğer üye işyeri “3 D Secure” güvenlik sistemi üyesi ise kart hamili öncelikle kartını internet bankacılığı kanalı ile bankasına kaydettirir ve internetten yapacağı alışverişlerde karşısına çıkacak bir güvenlik sor cevap cümlesini tanımlar ve bu sistem sahteciliği önlemede oldukça etkili bir çözüm yolu olduğunu eğer üye işyeri “3 D Secure” güvenlik sistemi üyesi değil ise kart hamili tarafından kredi kartının numarası, son kullanma tarihi,CVC kodunun 2 rakamı ile kredi kartı şifresinin iki rakamı sisteme girilmek suretiyle alışveriş gerçekleştiğini, kredi kartı bilgilerinin ve kart hamili bilgilerinin eksiksiz girilmesi sebebiyle davacının ya kartını bilerek verdiği veya davacının kartını ve şifresini korumada özensiz olduğu ve üçüncü kişilerce kartın ele Geçirildiği sonucunu doğurduğunu, kusurları bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı bankadan aldığı kredi kartının bilgisi dışında 3.kişilerce internet üzerinden yapılan 6000 TL lik alışverişten doyalı borçlu olmadığının tespiti ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece hükme esas aldığı bilirkişi raporunda açıklandığı üzere dava konusu işlemin kart fiziken ve fiilen kullanılmaksızın İnternet üzerinden 3 D Secure güvenlik sistemi içerisinde yapılan bir işlem olduğu, davacının kredi kartını internet ortamında kullanmadığından kredi kartının şifrelerinin ele geçirilmiş olmasının mümkün olmadığı, bilgisi ve rızası dışında yapılan bu harcamada kusurunun olmadığını, davalı bankanın ise kredi kartı ile tek seferde bu kadar yüksek meblağ alışveriş yapılması karşısında iletişim araçları ile davacıya bilgi vermemesinin davalı bankanın gerekli dikkat ve özeni göstermediği kusurlu olduğu gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunun yeterli olduğundan söz etmek mümküm değildir. Şöyle ki, her şeyden önce davacının kredi kartını internette kullanmaması sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Dava konusu harcama da internetten “3 D secure” güvenlik sistemi içerisinde yapıldığı belirlendiğinden ve işlem tek işlemle yapılmış olduğundan işlemden sonra davalı bankanın davacıyı uyarmaması sonuca etkili değildir. Zira işlem sonrası tekrar kredi kartı ile herhangi bir harçama yapılmamıştır. Davacıya ait kredi kartı ile elektronik ortamda harcama yapılabilmesi için kredi kartı ile ilgili bazı özel bilgilerin bilinmesi zorunludur. 5464 sayılı yasanın 26.maddesi gereğince davacı kredi kartı ile ilgili bilgileri özenle korumak zorundadır. Böyle bir davada kredi kartının davalı bankanın sistemindeki güvenlik zaafiyeti nedeni ile kopyalandığı veya davacıya ait kart bilgilerinin kötüniyetli üçüncü kişilerin öğrenmesine sebebiyet verildiği hususları ispat edilmelidir. Bu durumda, mahkemece bankacılık ve kredi kartlarında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden somut olayın özelliklerini de gözeterek açıklamalı, gerekçeli, denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı lehine BOZULMASINA, 31.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.