Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13877 E. 2010/4426 K. 05.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13877
KARAR NO : 2010/4426
KARAR TARİHİ : 05.04.2010

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş isede dava miktar itibarıyla duruşmaya tabi olmadığından bu istemin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya ait olan villa tipindeki daireyi 22.12.2006 tarihinde içinde kiracısı olduğu halde satın aldıklarını, davalı ile dava dışı kiracı …’ın aralarında yaptıkları kira sözleşmesine göre 5.000 dolarlık teminatın davalı tarafından alındığının yazılı olduğunu, davalı ile yapılan satım sözleşmesi ile kira sözleşmesinden … hak ve yükümlülüklerin kendilerine geçtiğini, kiracıya daireyi boşaltmasını ihtar ettiklerinde dairenin boş ve borcu olmaksızın teslim edildiğini ancak sözleşmede yazılı depozito bedelini kiracıya ödediklerini, davalının bu bedeli ödememesi üzerine davalı aleyhine takip yaptıklarını, haksız olarak itiraza uğradığını ileri sürerek itirazın iptaline, inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, depozito bedelinin mecurda bulunan menkul eşyalar ile hasar ve ziyana teminaten kiracıdan alındığını, davacının bu bedeli isteyemeyeceğini, kiracının talep edebileceğini, taşınmazın borcu olup olmadığının belli olmayıp, demirbaşların da iade edilmediğini, davacıya sadece taşınmazın satıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile alacağın %40’ına isabet eden 2.840,60 TL icra-inkar tazminatı ile davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin
2009/13877-2010/4426
takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve belli olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, depozito bedelinin davacı tarafından dava dışı kiracıya 29.5.2007 tarihinde ödendiği, icra takibinin ise bu tarihten önce 1.2.2007 tarihinde yapıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Öyle olunca takip tarihi itibariyle likid ve talep edilebilir bir alacaktan söz edilemeyeceğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemez. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin de kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca, mahkeme kararının 3.bendinde yer alan davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına ilişkin cümlenin karardan çıkartılarak yerine aynen “yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine” sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.