Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/13885 E. 2010/3197 K. 15.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/13885
KARAR NO : 2010/3197
KARAR TARİHİ : 15.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde; … Bankası A.Ş … şubesinden alınan kredi kartı ile 08.04.2006 tarihinde gece saat 21.00 sularında … Bankasına ait Atm’de işlem yapıldığı esnada ATM tarafından karta el konulduğunu, bir süre beklemesine rağmen kartı geri alamadığını, 10.04.2006 tarihinde kartı almak için bankaya geldiğinde, kartın bulunamadığını, karta ilişkin olarak harcamaları gösterir doküman istenildiğinde; 09.04.2006 tarihinde davalı …’e ait işyerinden toplamda 4.446.64 TL’lik alışveriş yapıldığını, davalı …’in, kredi kartı üzerinde yer alan imza ile müşterinin attığı imzayı karşılaştırarak kontrol etmediğini,bu nedenle sorumlu olduğunu, üye işyeri ile birlikte bankanın da sorumlu olduğunu, bankanın üye işyerlerini belirleme özen ve bunları kötü kullanıma karşı bilgilendirme sorumluğu bulunduğunu, kart hamili ile banka arasında önceden imzalanan ve matbu halde bulunan tip sözleşmedeki tüketici aleyhindeki hükümlerin haksız şart niteliğinde bulunup, geçersiz sayılması gerektiğini, bankanın işyerleri ile birlikte müteselsil sorumlu olduğunu belirterek, kendisinin 4.446.64 TL borçlu olmadığının tespiti ile fazlaya ilişkin hak saklı kalmak üzere hesap ekstresine yansıyan ve ödenen 1465.54 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …, kredi kartları üyelik sözleşmesi gereğince; kartın çalınması kaybolması ve v.b hallerde kart hamili veya üyenin bu hususu bankaya bildirmesi ve yazılı olarak teyit etmesi gerektiği, teyit anına kadar yapılacak işlemlerden doğan tüm sorumluluğun üye veya kart hamiline ait olacağını belirterek, öncelikle bankaya karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, alışverişin yapıldığı 09.04.2006 tarihine kadar bankaya bir bildirim yapılmamış olması nedeni ile bankanın sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile Davalı Banka aleyhine açılan davanın Reddine, Davalı … adına açılan davanın Kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile dava 2009/13885-2010/3197
tarihine kadar, davacının kredi kartı ekstresine yansıyan 1464.54 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, kredi kartının davalıya ait ATM cihazında sıkıştırılması ve bilahare kötüniyetli üçüncü kişinin elde ederek haksız kullanımından doğan zararın tazminine ilişkin olup, davalı Banka maddi Olayın oluşu yönünden bir itiraz ve açıklamada bulunmamış, ancak, kusurun kendisine bu durumu alışverişlerin yapıldığı tarihten sonra bildiren Davacıda ve Davalı üye işyeri sahibinde olduğunu belirtmiştir.
Şu hale göre, ATM cihazlarındaki mekanizmayı kötüniyetli üçüncü kişilerin kolayca Müdahalelerine imkan tanıyacak şekilde bırakan ve bu konuda yeterli denetim tedbirlerini almayan davalı bankanın olayda kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki, kart sahibi olan davacı da, gerek davalı banka ile imzaladığı sözleşmenin 10. maddesi ve gerekse, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 12. maddesi hükmü gereğince, kendisine tevdi edilen kartı ve bilgilerini özenle ve güvenli bir şekilde korumak ve iradesi dışında kartın veya bilgilerin kaybolması veya çalınması durumunda kart çıkaran bankayı derhal haberdar etmek zorundadır. Kartı ATM cihazı tarafından alıkonulan davacı bankayı haberdar etmek yerine bekleyerek kartın kötüniyetli kişilerin eline geçmesine sebebiyet verdiğine göre, olayda davacının da müterafik kusurlu olduğunun kabulü zorunludur. Öyle olunca mahkemece, tarafların olaydaki kusur ve sorumluluklarının yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Davacı, çalıntı kartıyla 4.446.64 YTL harcama yapıldığını, bu harcamadan dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiş, mahkemece hesap eksteresine yansıyan ve ödenen 1.465.54 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, ancak bakiyesi hususunda olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkemece açıklanan bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve 83)nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.3.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde özellikle ATM cihazı tarafından bloke olan bir kartın belli bir süre sonra geri çıkma olasılığının teknik olarak mümkün olmadığı gibi kartla davacı ve üçüncü kişilerin bankada işlem yaptığının iddia ve ispat edilememiş olmasına, dinlenen davacı tanığının “kartın davacı tarafından ATM de unutulduğu söylendi” ifadesi karşısında avukatının karşı çıkmamasına ve benimsemesine, kartın 8.4.2006 günü kaybolmasına rağmen davalı bankaya 11.4.2006 günü başvurulması ve bankadaki kamera kayıtlarında “kartımı alan iki kişinin ATM cihazından görüntülerini gördüm” demesine rağmen … Cumhuriyet Savcılığına kayıtların silinmesinden sonra 2.5.2006 tarihinde müracat etmesine, dolayısı ile kredi kartını ATM de unutan davacının olayda ağır ihmal ve kusurunun oluştuğu, taraflar arasındaki sözleşme ve Bankalar Kanununun ilgili hükümlerine göre davalı bankanın sorumsuzluğunu belirleyen mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mahkeme kararının onanması gerekir düşüncesi ile mahkeme kararın bozulması yönünde oluşan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.