Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/14023 E. 2010/4102 K. 29.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14023
KARAR NO : 2010/4102
KARAR TARİHİ : 29.03.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalıya Tüketici Kredisi Sözleşmesine istinaden Kredi kullandırıldığını, ancak davalının ödemesi gereken taksitleri ödemediğinden noter aracılığı ile ihtarname keşide edildiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında … 14 İcra Müdürlüğünün 2008/10259 sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek haksız itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun % 40 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalıya usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmamış cevapta vermemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı tarafından davalıya kullandırılan kredi nedeniyle kredinin iki taksitinin ödenmemesi nedeniyle, tüm alacağının muaccel olduğundan bahisle ihtar çekerek 7 gün içerisinde bedelin ödenmesi istenmiş, davalı tarafından ödeme yapılmaması üzerine alacağının tahsili için icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4822 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10. Maddesi tüketici kredisi hükümlerini düzenlemiş olup, davacı ile davalı arasında düzenlenmiş bulunan dava konusu sözleşme de, bu düzenleme kapsamında bir tüketici kredisi sözleşmesidir. Anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında tüketici kredisinin tanımı yapıldıktan sonra ikinci fıkrasında da “Kredi veren , taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak, ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir” yazılıdır. Davacı, yasanın bu açık hükmünü göz ardı ederek 11.3.2004 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamesinde ödenmesi gereken taksitlerin ödenmediğini ve böylece alacağın tamamını muaccel hale geldiğini bildirmiş, akabinde de alacağın tamamı yönünden takip başlatmıştır. Gönderilen ihtarname “birbirini izleyen en iki taksit yönünden ödemede temerrüde düşüldüğünün ve bu iki taksidin 7 gün içinde ödenmesinin aksi halde tüm alacağın muaccel olacağının” bildirilmesi gerektiği halde bu hususları içermeyen ihtarnamenin usulüne uygun olduğu kabul edilerek, davalı temerrüde düşmediği halde muaccel olmayan alacaklar yönünden icra takibine başlanması ve ihtara dayanılarak davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 29.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.