Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/14308 E. 2010/6587 K. 11.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14308
KARAR NO : 2010/6587
KARAR TARİHİ : 11.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, kendisine ait taşınmazı davalı şirketin dava dışı bankadan aldığı krediye teminat olarak gösterdiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine dava dışı kayınpederinin kendisi adına bankaya 4.000 TL ödediğini ileri sürerek kefaleten ödediği 4.000 TL’nın ödeme tarihi olan 19.3.2001 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini istemiştir.
Davalı, davacıya ait taşınmazda kiracı olduğunu ve taşınmazı kendisinin onardığını, davacı ve eşi adına bankaya olan borçlarının bir kısmını da kendisinin ödediğini, davacıya borçlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, verilen davacının aktif husumet ehliyeti olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair ilk karar dairemizce bozulmuş; mahkemece, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının ödediği 4.400,00 TL’den davalıca yapılan ödemelerin mahsubu sonucu bakiye 1.986,41 TL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre
davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki davada, davalının kullandığı krediye kefil olduğunu ve kredi borcunu kendisinin ödediğini ileri 2009/14308-2010/6587
sürerek 4.400,00 TL’nın tahsilini istemiş, davalı ise davacı ve eşi adına birtakım ödemeler yaptığını savunarak takas ve mahsup talebinde de bulunmak suretiyle davanın reddini dilemiştir. Dosya arasında bulunan … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/69 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde, eldeki dosyanın davacısı …’in, davalı şirketin bankadan aldığı krediyi ödememesi üzerine kendisinin ödediğini ileri sürerek 5.484.999.999 TL’nın davalı şirketten tahsilini istediği, davalı şirketin eldeki dava dosyasındaki gibi beyanda bulunarak davacı ve eşinin borçlarını kendisinin ödediğini savunduğu ve takas mahsup talebinde bulunduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının takas-mahsup talebinin yerinde olmadığı kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verildiği ve Yargıtay denetiminden geçerek 17.5.2005 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davalının eldeki dava dosyasındaki takas-mahsup talebinin az yukarıda belirtilen dava dosyasında da ileri sürdüğü ve aynı belgeleri sunduğu ve bu savunmasının kabul görmediği değerlendirildiğinde, takas-mahsupa ilişkin savunması hakkında kesin hüküm bulunduğunun kabulü zorunludur. Nitekim davacı da, davalının bu savunması karşısında kesin hüküm itirazında bulunmuştur. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek, davalının takas-mahsup talebine itibar edilmeksizin davanın bütünüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Sonuç:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 26,90 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 80,36 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, 11.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.