Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/16082 E. 2010/6997 K. 24.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16082
KARAR NO : 2010/6997
KARAR TARİHİ : 24.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı-karşı davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalının işlettiği mağazasına 6.000.000 TL vererek 1/3 paya ortak olduğunu, Nisan 1998 tarihinden beri ortaklığın devam ettiğini, en son kar payını Mayıs 2001’de aldığını, Eylül 1998 ile Nisan 1999 dönemi içinde ayrıca davalıya borç para verdiğini ve bunun 37.000 DM tuttuğunu, borçtan 26.000 DM’nın ödendiğini, kalan 11.000 DM borcun ödenmediğini öne sürerek, sermaye ve alacakları toplamı olan 19.706.000.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı DM olarak boçlanmadığını, ortaklığın feshedildiğini savunarak davanın reddini dilemiş, karşı davasında ise adi ortaklığın feshedildiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulüne, davacının ortaklığa sermaye olarak koyduğu 6.000.000.000 TL ile ortaklığa borç olarak verdiği 3.956.000.000 TL’nin tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiş; her iki tarafın temyizi üzerine dairemizce bozulmuş, mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra bu kez 8.5.2009 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle 4.642,41 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz olunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre 2009/16082-2010/6997
davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dairemizin 24.2.2005 tarih ve 2004/1008 esas 2005/2863 karar sayılı bozma ilamında açıkça taraflar arasındaki ortaklığın 2001 yılı Mayıs-Haziran aylarında sonlandırıldığı ancak tasfiyesinin yapılmadığı tasfiyenin mahkemece yapılması gerektiği o nedenle idareci ortak olan davalıdan hesap istemek ve taraf delilleri de toplanmak suretiyle bilirkişi aracılığı ile BK 538 ve devamı maddeleri hükmünce tasfiye sağlanması, neticede ortaklığın fesh edildiğinin tespiti ile varsa tasfiye payına hükmedilmesi gerektiğine vurgu yapılmıştır. Mahkemece, bozma ilamına uyalmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiş, 8.5.2009 tarihli ek raporla adi ortaklığın pasifleri kapsamında öz varlık olarak gösterilen 4.642,41 TL’na hükmedilmesiyle yetinilmiştir. Oysaki bu raporda 31.12.2001 tarihi itibariyle ortaklığın aktininde pasifininde 14.335,79 TL olduğu belirtildikten sonra davacının koyduğu sermaye yerine öz varlık tutarı olan 4.642,41 TL’nı isteyebileceğine vurgu yapılmıştır. Bu durumda bu rapora itibar edilerek hüküm kurulamaz. Hâl böyle olunca 24.2.2005 tarihli Dairemiz bozma ilamında açıklanan ilkelerde gözetilmek suretiyle ortaklığın fesh edildiği tarih itibariyle konusunda uzman başka bir bilirkişi aracılığı ile davacının tasfiye payı belirlenmeli, yine davacanın ortaklık payının 1/3 olduğu da gözetilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek raporda ortaklık öz varlığı olarak gösterilen miktarın (ortaklık payı gözetilmeksizin) tamamına hükmedilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan, nedenlerle temyiz olunan kararın davalı-karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.