YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/374
KARAR NO : 2009/6958
KARAR TARİHİ : 21.05.2009
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı bankanın kredi kartı borcu nedeni ile aleyhine icra takibi yaptığını, 4822 sayılı yasa gereğince yaptığı müracaat ile belirlenen borcunu ödediğini ancak davalının önceki icra dosyası üzerinden yeniden borç çıkararak, takibe devam ettiğini ileri sürerek, borçlu olmadığının tesbiti ile fazla ödemenin istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı aleyhine yapılan icra takibinde borçlunun kefili olan dava dışı … alacağın tahsil edildiğini ancak kefil tarafından açılan dava sonucu limiti dışındaki ödemelerin istirdadına karar verildiğini bu nedenle bakiye borçtan davacının sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece , davalı bankanın kefile müracaat ederek alacağını ondan tahsil etmesinde, kendisinin kusurlu olduğu gerekçesi ile kefile yapmış olduğu ödemeyi isteyemeyeceğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı bankanın, davacının kredi kartı borcu nedeni ile davacı ve dava dışı kefil aleyhine icra takibi yaptığı ve davacı ve kefili tarafından toplam 6.164 YTL. ödeme yapıldığı ancak kefil … tarafından açılan istirdat davası sonucu kefalet limitini aşan ödeme tutarı 1.809 YTL.nin istirdadına karar verildiği ve ferileri ile birlikte davalı banka tarafından kefile 17.6.2005 tarihinde 5.638 YTL. nin ödendiği ve banka tarafından davacı aleyhine icra takibine devam olunduğu, dosyadaki bilgi ve belgelerden
2009/374-6958
anlaşılmaktadır.
BK. 496 maddesinde, kefilin eda ettiği şey nispetinde alacaklının haklarına halef olacağı belirtilmiştir. Ayrıca kefilin yaptığı ödeme nedeniyle, borçlu, yapılan ödeme kadar borcundan kurtulur. Ancak somut olay değerlendirildiğinde, kefilin asıl borçlu davacı adına yaptığı ödemelerin açılan istirdat davası neticesinde banka tarafından kefile iade edildiği anlaşıldığına göre, iade edilen bu tutar kadar davacının borçlu olduğu kabul edilmelidir. Buna göre davalı banka tarafından dava dışı kefile iade edilen bedel gözetilerek, bu tutar mahsup edilmeden davacının ne miktar borcunun bulunduğu belirlenerek sonucuna uygun bir karar verilmedir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Kabule göre, 4389 sayılı kanuna 5020 sayılı kanununun 27.maddesi ile eklenen Ek.5. maddesinde (kamu bankalarında “tasfiye halindeki … Bankası A.Ş. dahil” ve sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan yada hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve … kanunla kurulmuş bankalarda bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yetersiz teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar yada yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya karşılıklı verilen banka teminat mektupları kabul kredileri ve avaller taşınır ve taşınmaz rehni, ipotek, üst hakkı, intifa hakkı ve oturma hakkı gibi her türlü sınırlı ayni hak tesisine ilişkin sözleşmeden doğan haklarında diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere fon ve Hazine alacaklarına ilişkin tedbir, takip ve tahsil hükümleri bankalarınca uygulanır.) hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda davalı … Bankası A.Ş. yasanın anılan maddesi kapsamına girdiği için 4389 sayılı kanunun 14/5-c gereğince harçtan muaftır. Bu nedenle mahkemece davalı banka aleyhine harca hükmedilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bent gereğince kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 21.5.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.