Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/4635 E. 2009/15076 K. 21.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4635
KARAR NO : 2009/15076
KARAR TARİHİ : 21.12.2009

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının başka bir avukatı tarafından, … 1. … Mahkemesinin 2002/839 E. 2005/586 K. sayılı dosyası üzerinden, davalının işvereni .Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan davayı, verilen vekaletname ile takip ettiğini, davalı ile, ele geçecek miktarın %15’i oranındaki kısmının, vekalet ücreti olarak ödenmesinin karalaştırıldığını, davanın takip edilerek sonuçlandırıldığını, kararın … 4. İcra Müdürlüğünün 2005/8258 E. sayılı dosyası üzerinden takibe konularak davalı adına 25.873,00 YTL tahsil edildiğini, bu arada fazlaya ilişkin saklı tutulan haklar nedeniyle, … 6. … Mahkemesinde 2006/5 E. sayılı dosyası üzerinden açılan ek davanın da karara bağlandığını, davalının ek davada vekalet ücreti ödememek için 30.3.2007 tarihinde kendisini haksız olarak azlettiğini, vekalet ücretinin tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ve 5.000,00 YTL manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının vekaleten yapmış olduğu tahsilatı 34 gün süre ile kendisine bildirmediğini, azlin haklı olduğunu, tüm yargılama giderlerinin kendisi tarafından karşılandığını, halen de davacıdan alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan 26.11.2008 tarihli bilirkişi raporu gereğince, azlin haksız olduğu benimsenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 6.727,00 YTL asıl alacak, 724,00 YTL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.451,00 YTL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, %40 inkar tazminatının tahsiline, manevi tazminata ilişkin talebin ise reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;Davalıya vekaleten dava dışı Avukat. tarafından, … 1. … Mahkemesinin 2002/839 E. sayılı dosyası ile 3.9.2002 tarihinde işveren . Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine karşı kıdem tazminatı vs. alacaklarının tahsili için fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle kısmi dava olarak açılan davanın, 28.5.2003 tarihinde verilen yetki belgesi gereğince davacı avukat tarafından takip edildiği, “10.000,00 YTL maddi, 5.000,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsiline” ilişkin olarak 30.6.2005 tarihinde verilen hükmün, 21. Hukuk Dairesince 26.12.2006 tarihinde onandığı, … 4. İcra Müdürlüğünün 2005/8258 E. sayılı takip dosyası üzerinden asıl alacak ve faizleriyle birlikte toplam 26.654,34 YTL üzerinden başlatılan ilamlı icra takibinde, davacı tarafından 26.2.2007 tarihinde 28.757,50 YTL tahsilat yapıldığı, bu arada … 6. … Mahkemesinin 2006/5 E.2007/139 K. sayılı dosyası üzerinden 3.1.2006 tarihinde açılan ek davanın da 22.3.2007 tarihinde 7.876,00 YTL üzerinden hükme bağlandığı, davacı avukatın müvekkili namına tahsil ettiği paradan, 15.091 YTL’yi 30.3.2007 tarihinde, 2.702,00 YTL’yi de 2.4.2007 tarihinde banka kanalıyla davalıya gönderdiği, diğer miktarları ise yedinde tuttuğu, davalının, yapılan tahsilattan kendisine haber verilmediği gerekçesiyle davacı avukatı 30.3.2007 tarihinde azlettiği, davacının ise haksız azil nedeniyle vekalet ücreti alacaklarının tahsili için eldeki davayı açtığı anlaşılmakta olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık azlin haklı olup, olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının, davalıya vekaleten tahsil ettiği miktarların bir kısmını, ücret alacaklarına mahsuben yedinde tuttuğu, hukuki tanımıyla Avukatlık Kanununun 166. maddesi gereğince “hapis hakkı”nı kullandığı, tahsilatın diğer kısmını ise 32, 34 günlük bir gecikmeden sonra müvekkiline ödediği uyuşmazlık konusu olmadığına göre, davada öncelikle hapis hakkının, nasıl ve hangi şartlarda kullanılması gerektiği üzerinde durularak, daha sonra ise somut olay itibariyle bu hakkın, kanunun öngördüğü amaca uygun şekilde ve gereği gibi kullanılıp kullanılmadığı incelenmelidir.Hemen belirtmek gerekir ki, Avukatlık Kanununun 166. maddesinde tanımlanan hapis hakkı, sadece vekalet ücreti alacakları ve yapılan giderler oranında kullanılabilir. Avukatın, müvekkili nam ve hesabına tahsil etmiş olduğu alacak ve değerlerden, ücret ve varsa masraf alacağından fazla bir miktarını “hapis hakkı” adı altında elinde tutması, bu hakkın yasaya konuluş amacına aykırı olduğu gibi, avukatlık meslek kurallarına da aykırıdır. Aynı şekilde hapis hakkını kullanan avukatın, müvekkilin nam ve hesabına tahsil ettiği alacakları geciktirmeksizin … sahibine bildirmesi, hangi işten dolayı ve ne miktarda ücret ve masraf alacağı olduğunu açıklaması ve konu ile ilgili karşı tarafı bilgilendirdikten sonra, alacağı oranında hapis hakkını kullanması gereklidir. Esasen bu durum, avukatın müvekkiline hesap verme yükümlülüğünün de tabii bir sonucudur. Nitekim, Avukatlık Kanununun 34. maddesinde, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” hükmü, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 43. maddesinde de, “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir.” Hükmü bulunmaktadır.Hapis hakkı ile ilgili bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; Davacı avukatın, müvekkili davalı nam ve hesabına icra dosyasından 26.2.2007 tarihinde tahsil etmiş olduğu miktarların bir kısmını 32, 34 gün sonra müvekkiline banka kanalıyla gönderdiği sabit olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, “açılan ek davanın tam bu dönemde karar bağlanması, bu dava için masraflar ve vekalet ücreti yönünden hesaplaşılması gereği, hep bir arada düşünüldüğünde ödemenin geç yapılmış sayılamayacağı, bu nedenle de azlin haklı kabul edilemeyeceği, vekalet ücretlerinin mahsubundan sonra yapılan eksik ödemenin de azli haklı kılan sebep olarak değerlendirilemeyeceği” mütalaa edilmiştir. Oysa ki davacı avukatın, müvekkili olan davalının vekili sıfatıyla … 4. İcra Müdürlüğünün 2005/8258 E. sayılı takip dosyası üzerinden müvekkili nam ve hesabına tahsil ettiği miktarları, 32, 34 gün gibi uzun sayılabilecek bir süre yedinde tuttuğu, tahsilattan müvekkilini haberdar etmediği sabit olduğu gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da kabul edildiği üzere, tahsilat sırasında muaccel olan bir miktar vekalet ücreti alacağından daha fazla bir miktarı alıkoyduğu da görülmektedir. O halde dava konusu olayda hapis hakkının, Avukatlık Kanunu ve meslek kuralları hükümlerine göre, usulüne uygun olarak ve gerektiği gibi kullanılmadığı açıktır. Yapılan tahsilatları, müvekkilini haberdar ederek iade etmeyen davalı avukatın, bu durumu öğrenen … sahibi davalı tarafından 30.3.2007 tarihli ihtarla azledilmiş olması da, haklı azil niteliğinde olup, avukat bu durumda sadece azil tarihi itibariyle tamamlanmış işlere ilişkin vekalet ücretlerinin ödetilmesini isteyebileceğinden, mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek, azlin haksız olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 101,00 TL temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 21.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.