YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/627
KARAR NO : 2009/3280
KARAR TARİHİ : 12.03.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı avukat, müvekkili olan davalı lehine tezyidi bedel davası açması için 20.9.1999 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin yapıldığını, açılan davanın kazanıldığını, ancak bakiye ilam harcı yatırılmadığı için kararın tebliğe çıkarılamadığını, davalının parasını almak için çok uzun süre beklediğini ileri sürerek kendisini azlettiğini, azlin haksız olduğunu bildirerek vekalet ücretine karşılık fazlasını saklı tutarak 10 000 DM ın , ıslah talebi ile de 17.736 YTL nin davalıdan faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın 22.9.1999 tarihinde açılıp 27.11.2001’de sonuçlandığını, kendisinin yurt dışında olduğunu,masrafını vermesine rağmen davacının 3 yıl bekleyip, kararı tebliğe çıkarmadığını, kendisini oyaladığını, belediyeden durumu öğrenince davacıyı azlettiğini, azlin haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, azlin haklı olmadığına ve 2. bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne, 13.347,00 YTL nin dava, 4.389,00 YTL nin ıslah tarihinden faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında 20.9.1999 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin yapıldığı, 10.000 DM ödenmesinin kararlaştırıldığı, 22.9.1999 tarihinde tezyid-i bedel davasının açıldığı, davanın 27.11.2001 tarihinde kısmen kabul edilip 16.675,75 YTL ye hükmedildiği, karar harcının 20.8.2004 tarihinde yatırıldığı, davacının 29.9.2004 tarihinde azledilmiş olduğu, dosyanın yargılama aşamalarından
2009/627-3280
geçerek hükmün 19.12.2005 tarihinde kesinleştiği tüm dosya içeriği ile sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık azlin haklı olup olmadığı konusundadır. Davacının, vekillik görevini BK. 389 ve 390 maddeleri hükmü gereğince sadakatle, gerekli dikkat ve özeni göstererek ifa etmesi gerekir. Ayrıca, BK 392 maddesi uyarınca vekil müvekkiline hesap verme yükümlülüğündedir. Üstlendiği işi takip edip, bu konuda müvekkilini yönlendirmek davacı avukatın görevidir. Davacı avukat olarak, 27.11.2001 tarihinde lehe sonuçlanan kararın tebliğe çıkarılması için bakiye ilam harcı ile tebliğ masraflarının kendilerince ödenmesi gerektiğini müvekkili olan davalıya bildirip, ondan bu masrafları istemesi ve onu bu konuda ikaz etmesi gerekir. Davacı bu konuda davalıyı ikaz ettiğini, istediği halde davalının bunları ödemediğini kanıtlamalıdır. Bu konuda herhangi bir belge delil getirmemiştir. Nitekim azilden bir ay kadar önce davacı bakiye harcı ödeyerek üç yıl gecikme ile kararı tebliğe çıkarmış olup, buda davalının, davacıya bakiye ilam harcı ile tebliğ masraflarının daha önce ödediğini göstermektedir. Aksinin kabulü hayatın olağan akışına da aykırıdır. Hal böyle olunca davalının davacıya güveninin kalmaması nedeniyle azletmiş olmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Mahkemece azlin haklı olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.3.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.