YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6394
KARAR NO : 2010/3109
KARAR TARİHİ : 12.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki abonelik sözleşmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 1.55 TL kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 12.3.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı DSİ’den aldığı izin ve yetkiye istinaden taşınmazı üzerinden kuyu suyu elde ederek elektrik üretim işinde soğutma suyu olarak kullandığını, bilahare arıtarak dereye dejarj ettiğini, davalının hiçbir hizmet vermediği halde re’sen abonelik tesis ederek KSUB tahakkuk ettirdiğini ileri sürerek, aboneliğin iptaline, KSUB’tan borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, gerek Dairemiz kararları ve gerekse Hukuk Genel Kurulu kararlarına atıfta bulunularak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, re’sen yapılan sözleşmenin iptali ve menfi tespite ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık kullanılmış suyun uzaklaştırılması hususunda hiçbir hizmet verilmediği durumda kullanılmış suları uzaklaştırma bedeli (KSUB) adı altında bir ücret istenip istenemeyeceğine ilişkindir. Anayasa Mahkemesi’nin 31.3.1987 tarih ve 1986/20 esas-1987/9 karar sayılı kararı karşısında, özel mülkiyete konu yerlerden kişilerin kuyu suyu elde etmeleri nedeniyle belediyelerin su bedeli alamayacağı ve yine anayasa Mahkemesi’nin 8.5.191 tarih ve 1990/18 esas, 1991/4 karar sayılı kararı karşısında belediyelerin KSUB adı altında hizmet bedeli alabileceklerinin kabulü gerekir. Ne varki, KSUB talep edilebilmesi için belediyelerin mutlaka bu hususta hizmet verdiklerinin kabulü zorunludur. Belediyelerin bu hususta tek taraflı çıkaracakları yönetmelik veya tarife ile de böyle bir gelir kalemi yaratmaları mümkün değildir. Bir başka değişle kanuna aykırı yönetmelik ve tarife yapılamaz.
Nitekim … Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.3.2008 tarihli kararı ile atıksu tarifesi (Md 34) değiştirilmiş, tamamen arıtılan sudan atık su bedeli alınmayacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, davacının özel mülkiyetinden elde ettiği suyu soğutma işleminde kullandıktan sonra standartlara uyğun bir şekilde arıttığı ve kendi imkanları ile doğal yapıdaki dereye deşarj ettiği, davalı belediyenin hiçbir hizmet vermediği dosya kapsamı ile sabit olmuştur. Kaldı ki, tarafları aynı olan ve sadece dönemleri farklı olan davalarda Yüksek 7.Hukuk Dairesi de KSUB istenebilmesinin hizmet verme önkoşuluna bağlı olduğunu benimsemiştir. (2009/2035 esas-2009/2999 karar) Hukuk güvenliği bakımından da birlikteliğin sağlanması zorunludur. Bu itibarla yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyorum.