YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7210
KARAR NO : 2010/3587
KARAR TARİHİ : 19.03.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’nün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 9.6.2003 tarihli satış sözleşmesi ile davalıdan araç satın aldığını, araç devrinin verilmediği gibi, ödenen bedelin de iade edilmediğini ileri sürerek, 10.000 Dolar ve 1500 Dolar cezai şartın tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının bakiye satış bedeli olan 6000 Dolar borcunu ödemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 10.000 Doların tahsiline ilişkin karar Dairemizce, davacının davadan feragatı yönünden bir karar verilmek üzere bozulmuş, bozmaya uyan mahkemece, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, geçersiz satış nedeni ile ödenen bedelin tahsiline ilişkin olup, davanın kısmen kabulüne ilişkin karar Dairemizce, davacının davadan feragatı hakkında bir karar verilmek üzere bozulmuş, bu defa mahkemece, vaki feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, HUMK’nun 95. maddesi hükmü gereğince davadan feragat kesin bir hükmün neticelerini hasıl eder. Ne var ki, dava konusu ile ilgili ibralaşma ve buna bağlı olarak verilen davadan feragat dilekçesinin tarafların serbest iradeleri ile verilmiş olması zorunludur. Somut olaya baktığıımızda, davacı geçersiz satış nedeni ile ödenen paranın tahsili istemi ile eldeki davayı açmış, davalı ise, yargılama süreci boyunca satış bedelinden 6000 Doların ödenmediğini savunmuş, mahkemece, 19.09.2007 tarihinde satış bedeli olarak ödenen 10.000 Doların tahsiline karar verilmiş, davalı, 8.10.2007 tarihli temyiz dilekçesinde, yine satış bedelinden sadece 4000 Doların ödendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Bu aşamadan sonra davalı mahkemeye iki adet belge sunarak dava konusu bedelin ödendiğini, tarafların ibralaştıklarını ve davacının davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Davacı ise, bu aşamadan sonraki beyanlarında söz konusu belgelerin serbest irade ile verilmediğini, gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür. Gerçekten de, davalının dayandığı ve davacının imzasını içeren ilk ibra belgesi 5.10.2007 tarihlidir. Yani, davalının hükmü temyiz ettiği tarihten öncedir. Oysa, davalı temyiz dilekesinde bu ibranameden hiç söz etmemiştir. Kaldı ki, davalı, tüm savunmasını ve temyizini satış bedelinin ödenmediğine dayandırdığı halde, ibraz edilen belgelerde hükmedilen alacak ve masrafların alındığı belirtilmiştir. Yargıtayın yerleşik uygulamalarına göre sunulan ibra belgesinin savunma ile çelişmemesi gerekir. Yine, dosya kapsamından, olayla ilgili davacı taraf vekilinin tehdit edildiğinden bahisle şikayetçi olduğu ve … Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/177634 soruşturma numarası ile tahkikat yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacı tarafından verilen ibraname ve buna bağlı davadan feragat dilekçelerinin davacının serbest iradesi ile verilip verilmediği bir başka deyişle hukuki sonuç doğurup doğurmadığının bir mesele olarak tahkik ve değerlendirilmesi zorunlu olup, bu hususta yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 18.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.