Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/7228 E. 2009/14298 K. 09.12.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7228
KARAR NO : 2009/14298
KARAR TARİHİ : 09.12.2009

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, vadesi geçen alacakların icra marifeti ile takip ve tahsili için davalılardan … ile sözleşme yapıldığını, bu davalının diğer davalıya tevkil suretiyle vekaletname devredilerek icra takip dosyalarına bakmasının sağlandığını, davalı …’ya haciz işlemleri için toplam 3.400 TL masraf verdiğini, ancak bu davalının bir kısım tahsilat yapmasına rağmen bu tahsilatlardan haberdar etmediği gibi ödeme de yapmadığını, davalılara verilen 3.400 TL avans ile 1.060,84 TL tahsilat olmak üzere toplam 4.460,84 TL alacağının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 29/02/2000 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalılardan …, davanın zaman aşımına uğradığını, iddiaların doğru olmadığını, kooperatife yapılan ödemelerden dolayı kooperatifin kendisine avukatlık ücreti ödemediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, kendisinin diğer davalıya tevkil verdiğini, vekaletnamede bu konuda yetki bulunduğunu belirterek husumet yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Borçlar Kanununun 101/1. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, alacağının tahsili için davadan önce 7.12.2000 tarihli ihtarnamesi ile davalıları temerrüde düşürmüştür. O halde alacağa ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-Davalı avukatların, davacının vekili olarak yaptığı işler nedeniyle, 3.kişilerden 4.596.298.000.TL. tahsil ettikleri dosya içeriği ile sabittir. Davalı avukatlar, Borçlar Kanunu’nun 392.maddesi gereğince işin hesabını vermekle yükümlüdür. Diğer bir deyişle, tahsil ettikleri meblağı davacıya ödemek zorundadırlar. Ne var ki, takip edilen tüm işler nedeniyle davacıdan vekalet ücreti alacağı olduğunu savunmuşlardır. MAhkemece, davalı avukatların bu işler nedeniyle ne kadar vekalet ücreti alacağı olduğu, tarafların delilleri de toplanmak suretiyle belirlenip davacı alacağından mahsup edilmesi gerekirken, mahsup işlemi yapılmaksızın hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına, BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.