Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/7782 E. 2010/2295 K. 24.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7782
KARAR NO : 2010/2295
KARAR TARİHİ : 24.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı … gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle satıştan cayma koşullarının oluştuğunun anlaşılmasına ve yine hükümle taraflar arasındaki Aliağa 1.Noterliği’nin 18.11.2005 tarih ve 13340 yevmiye nolu satış sözleşmesinin iptal edildiğinin tabi olmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılan 3.137.40 TL kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 24.2.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Davacı, davalıdan satın aldığı …plaka sayılı 2000 model E270 CDI tipi Mercedes-Benz marka aracın yurda kaçak sokulması nedeniyle zaptedildiğini, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2006/851 Hz. Sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını ileri sürerek, satış bedeli olarak ödediği 73.127.00 YTL, 852.65 YTL araç alım harç ve vergileri, 218.30 YTL araç tertibat gideri, 131.04 YTL zorunlu mali sigorta poliçesi, 3.139.26 YTL kasko poliçesi, 5.008.05 YTL işlemiş faiz ki toplam 82.715.05 YTL.nin tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptalini, %40 inkar tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı, kaçakçılık suçunu işlemediğini, zaptın koşullarının oluşmadığını, araç mülkiyetinin halen davacıda olduğunu, savcılık soruşturma ve dava dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, … Cumhuriyet Başsavcılığının 20.3.2008 tarihli ilgi yazısı ile “dosya kapsamında müracaatta bulunan araçların sahiplerine araçlarının iadesine kararının verildiğinin” mahkemeye cevaben bildirildiğini, kendisinin de mağdur, iyi niyetli, kusursuz olup, resmi belge, kayıt ve tescillere güvenerek satın aldığını, davacının aracı bir seneye yakın kullandığını, BK.nun 192/1 maddesi gereğince alıcının satılan maldan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği semerelerin, satış parasından tenzil edilmesi gerektiğini, kati satış senedinde aracın hususi oto olarak satın alınmasına rağmen aracın bazı teknik değişikliklerle özürlü aracına dönüştürülerek araca zarar verildiğini, yıpranma-değer kaybı bedelinin düşülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, takibe yapılan itirazın 82.715.05 YTL üzerinden iptaline, asıl alacak üzerinden inkar tazminatı ödetilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, 18.11.2005 tarihli kati satış sözleşmesi ile dava konusu aracı davalıdan satın aldığı ve davacı adına tescil edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Savcılığının dosyada bulunan 12.6.2006 ve 20.3.2008 tarihli cevabi yazısında da yurt dışından kaçak olarak getirtilen ve sahte belgelerle trafikte tescili sağlanan 72 araçtan biri olan davaya konu Mercedes marka araç yönünden tahkikatın devam ettiği, kaçakçılık suçundan dolayı gümrük idaresine, araçların çekildiği ayrıca dava konusu aracın Sulh Ceza Mahkemesi kararı ile müracaat halinde sahibine iadesine, karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu davada davalının sorumluluğu yönüne gidilebilmesi ancak olayda kusurlu olduğunun saptanması koşuluna bağlıdır.
Gerçekten sözleşmenin yapılmasından önce, söz konusu aracın kaçak olduğu sabit olur ve ceza mahkemesince zor alımına karar verilirse satış işlemi hukuka aykırı olduğu için başlangıçtan beri geçersiz sayılacaktır. Bu halde davacının ödediği satış bedelini geri almaya hakkının var olduğu kuşkusuzdur. Bundan ayrı davacının diğer zararlarını isteyebilmesi, davalının satış işlemi sırasında bu aracın müsadereye tabi olduğunu bilmesi ve bu yönü davacıdan gizleyerek kendisini satış sözleşmesini yapmaya sevk etmiş olmaları koşuluna bağlıdır. Öte yandan davalının beraatine ve aracın iadesine karar verilmesi halinde davalının sorumluluğundan sözetme olanağı yoktur. Bundan da davalının hukuki yönden sorumluluklarının kapsamının belirlenmesi ceza mahkemesince verilecek kararın sonucuna bağlı olduğu neticesi ortaya çıkmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulaması da bu doğrultudadır. (Y.13.HD.20.2.1989 T, E.6957, K.992, 15.6.2006 T, E.6737, K.9674, 5.5.2009 T., E.62, K.6112)
O halde mahkemece bu yön gözetilerek soruşturma ve açılmışsa ceza mahkemesi davasının sonucunun beklenmesi ve ortaya çıkacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde isteğin kabul edilmiş olması bozmayı gerektirir. Karşı oy yazısındaki bozmanın niteliğine göre davalının diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.
Açıklanan nedenlerle mahkeme kararının bozulması gerekir görüşü ile sayın çoğunluğun aksi yönde oluşan onama kararına katılamıyorum.