YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9347
KARAR NO : 2009/14457
KARAR TARİHİ : 10.12.2009
MAHKEMESİAsliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı,dava konusu dükkanın 1952 den beri babaları tarafından dava dışı vakıflardan kiralandığını, ölümü sonrasında dükkanın kardeşler tarafından ikiye bölünüp dava konusu yerde davalı ile birlikte kiracı olduklarını, 16 yıl ½ ortak olarak çalıştıklarını, davalı ile anlaşıp 5.12.2005 tarihinde Feragat ve Muvafakatname imzalayarak taşınmazın kullanım hakkını davalıya bıraktığını, bunun karşılığında davalının 246 nolu dükkandaki hissesini kendisine devretmesi gerektiğini ancak davalının bu edimini yerine getirmediğini ve taşınmazın mirasçılar arasındaki taksime konu olduğunu, ayrıca Vakıflar idaresince kiracılık hakkının davalıya devrinin kabul edilmediğini,pay devrinin fiilen olanaksız hale geldiğini 3.4.2006 tarihli ihbarname ile Feragat ve Muvafakatnameden vazgeçtiğini bildirmesine rağmen davalının bunu kabul etmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazda davalı ile kiracı olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı Feragat ve Muvafakatnamede şart olmadığını, 246 nolu taşınmazda pay devri ile ilgili bir anlaşmanın bulunmadığını, dükkanın kirasını … başına ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının kiracılık hakkını davalıya devretmiş olduğuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davacı kardeşi olan davalı ile Vakıflar idaresinden ortak olarak kiraladıkları taşınmazdaki kiracılık hakkını 5.12.2005 tarihli noter tanzimli Feragat ve Muvafakatname ile davalıya devrettiğini, karşılığında davalı tarafından kendisine devredilmesi gereken 246 nolu dükkandaki 1/4 payın devredilmediğini,vakıflar idaresince de kiracılık hakkının devrinin kabul edilmediğini, bunun üzerine 3.4.2006 tarihli ihbarname ile dükkandaki kiracılığının sürdüğünü bildirdiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. 5.12.2005 tarihli Feragat ve Muvafakatnamede davacı, kiracılık hakkını davalıya devrettiğini bildirmiş ise de; bunun karşılığında davalının tapuda pay devri yapacağının kararlaştırıldığına ilişkin açıklamada bulunulmamış, davalının böyle bir taahhüdü olduğuna ilişkin yazılı bir belge sunulamamıştır. Diğer yandan davalı kiracılık hakkının devredildiğini kabul etmiş ancak karşılığında tapuda pay devri ile ilgili bir kararlaştırmanın olmadığını savunmuştur.Bedelsiz olarak davacının ortak olduğu dükkanı davalıya bırakmış olması hayatın olağan akışına aykırıdır.Davalı devredilen kiracılık hakkının bedelini ne şekilde ödediğine ilişkin bir açıklamada bulunmamıştır. Mahkemece bu konuda bir araştırmanın yapılmamış olduğu da görülmektedir.Dinlenen bir kısım taraf tanıkları-özellikle davacı eşi ile davalının kızı- tarafından tapuda pay devri karşılığı kiracılık hakkının devredildiği beyan edilmiştir Davacı tarafından devir karşılığı verilmesi taahhüt edildiği bildirilen 246 nolu dükkanın davalı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasında taksime konu olduğu, 246 nolu dükkanın mirasçılar arasındaki taksim anlaşması sonucunda davacıya bırakılmış olduğu görülmekte ise de; davalı tarafça bunun feragatname gereği kendi hissesinden vazgeçme ile ilgili olduğuna ilişkin bir açıklamanın olmadığı görüldüğünden mirasçılar arasındaki taksim nedeniyle bu dükkanın davalıya kaldığının kabulü gerekmektedir. Ayrıca bozmadan önceki hükümde “ tarafların halen … bu taşınmazda birlikte kiracı oldukları anlaşılmaktadır ” cümlesi ile davacının taşınmazda kiracı olduğu kabul edilmiş, ancak eda davası açılabilecekken tespit davası açılmasında hukuki yarar olmadığına dayanılarak davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Davalı bu kararı temyiz etmemek suretiyle gerekçesini kabul etmiş olmaktadır.Mahkemece bu konunun da üstünde durulmamış olduğu görülmektedir. Diğer yandan Vakıflar idaresinin davacının kiracılık hakkını davalıya devretmesini kabul etmediği de dosyadaki yazıları ile sabittir. Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda açıklanan hususlar değerlendirilerek taraflardan delil ve belgeleri sorulmak suretiyle tanık beyanları da gözetilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yaranına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 10.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.