Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/1010 E. 2010/8189 K. 08.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1010
KARAR NO : 2010/8189
KARAR TARİHİ : 08.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı …, Köyü … mevkiinde bulunan 104 ada 66 parsel numaralı taşınmazın önceden … adına tapuya kayıtlı iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğini, mirasçıların rızai taksimi sonucu taşınmazın …’a intikal ettiğini, …’ın taşınmazın kira ile ilgili işlerini takip etmek üzere … Noterliği’nin 13.6.2006 tarihli düzenleme şeklinde genel vekaletnamesi ile …’yi vekil tayin ettiğini, davayı bu vekaletnameye istinaden açtıklarını, muris …’ın 26.04.1995 tarihinde taşınmazı davalılardan …’na kiraladığını, taraflarca kira akdine konu olan taşınmazın mermer ocağı yolu olarak kullanılması üzerinde anlaşıldığını ve sözleşmenin tapuya şerh edildiğini, murisin ölümünden sonra taşınmaz kendisine intikal eden mirasçı …’ın taşınmazı ve kira ilişkisini araştırdığında, kiracı …’nun kira akdine aykırı davrandığını gördüğünü, taşınmazın mermer ocağı yolu olarak kiraya verildiği halde, üzerine bina inşa edildiğini, tarlanın oyularak tahrip edildiğini, tarlaya büyük kaya bloklarını yığıldığını, sözleşmeye göre kira sona erdiğinde ne şekilde teslim alındıysa o şekilde teslim edilmesi gerekmekte iken eski haline getirilmesinin neredeyse imkansız olduğunu, ayrıca kiralananın 3.bir şahsa alt kiraya verilmesinin yasaklandığı halde muvafakat olmadan diğer davalı …’e kiralandığını, sözleşmeye göre kira bedelinin yıllık 5 YTL’den 35 yıl için 175 YTL olarak belirlendiğini ve toplam bedelin peşin olarak ödendiğini, sözleşmedeki edimler arasındaki dengenin aleyhe bozulduğunu, belirlenen kira
2010/1010-8189
bedelinin yükselen enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını belirterek öncelikle sözleşmenin feshi, mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin haklar saklı olmak üzere bilirkişi marifetiyle yıllık kiranın tespit edilerek şimdilik yıllık 300 ytl’den 6.900 ytl’nin tahsili, kira bedelinin uyarlanmasını talep etmiştir.
Davalı … davanın reddini dilemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece; …’ın, taşınmazın alt kiracı … tarafından kullanıldığı hususunu bilmesi, dolayısıyla bu duruma zımnen muvafakat ettiği, aradan uzunca bir süre geçtikten sonra akde aykırılığın ileri sürülmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı, kaldı ki toplanan deliller ile herhangi bir akde aykırılığın tespit olunamadığı gibi davalıların eylemlerinin ancak bir tahliye davasının konusunu oluşturabileceği, bu yönde de davacının bir talebinin olmadığı, yine … tarafından verilen vekaletnamede davacının akdin feshi ile yetkilendirildiğini, uyarlama, tahliye ve tazminat davaları açılması yönünde bir yetki verilmediğinden davacı tarafından terditli olarak açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, muris …’ın … Noterliği’nin 13.6.2006 tarihli düzenleme şeklinde genel vekaletnamesi ile kendisine verdiği yetkiye istinaden bu davayı açtığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bir davada, tarafların husumet ehliyetlerine sahip olup olmadıklarının re’sen mahkemece gözetilmesi gereken bir husus olduğunda duraksama bulunmamalıdır. Bu durumun yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gereken bir husus olduğu da kabul edilmelidir. Bu hali ile, davacının dava dışı … adına bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Ancak dava açıp takip etmek ya da açılan davada taraf olmak ancak hukuki ilişkide taraf olanlara ait olduğu gibi dava ancak yetkili vekil avukat aracılığıyla açılıp takip edilebilir. (Av Kanunu 35) Dosyadaki vekaletnameye dayanılarak dava açılamaz. Davacı …’nin bu davayı açmaya yetkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, davada dayanılan sözleşme dava dışı … ile davalı … arasında imzalanmış olup sözleşmenin tarafı olmayan davacının başkasına ait taşınmazı kiraya verme yetkisi bulunsa dahi sözleşmenin tarafı olmadığından bu davayı açma yetkisi yoktur. Mahkemece davanın az yukarıda açıklanan nedenle reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, sonucu itibariyle davanın reddi doğru olduğundan hükmün gerekçesinin değiştirilerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2010/1010-8189
SONUÇ: Yukarıda açıklandığı üzere temyiz olunan kararın gerekçesinin düzeltilerek ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.