Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/10479 E. 2011/12688 K. 15.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10479
KARAR NO : 2011/12688
KARAR TARİHİ : 15.09.2011

Davacı … vekili avukat …, bileşen dava davacısı … Turizm ve Tic. A.Ş vekili avukat …, birleşen dava davalısı … vekili avukat … ile davalı … Tic. A.ş vekili avukat … aralarındaki dava hakkında İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 27.11.2008 gün ve 05/578-08/414 sayılı hükmün Dairemizin 22.4.2010 tarih ve 09/11309-10/5631 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı … ile davacı … avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

K A R A R

Davacı, 13.12.1995 tarihinde davalı üzerine kayıtlı 1923 parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazı satın ve teslim aldığını, daha sonra dava dışı Hazinenin bu yerin evveliyatının orman olduğundan bahisle kendisine karşı tapu iptali davası açtığını, davayı kazandığını taşınmazın hazine adına tescil edildiğini ve elinden çıktığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptal edildiği taşınmazın rayiç değerinin tespiti ile tespit edilen bu paradan şimdilik 10.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Birleşik dava ile de … Turizm AŞ hazineye dava açarak, kendisine ihale ile satılan taşınmazın orman olduğu iddiası ile hazinenin açtığı dava sonucu taşınmazı sattığı akidi…nun tapusunun iptal edilmesi nedeniyle hakkında bu kişinin tazminat davası açtığını bildirerek uğradığı zararı olarak 10.000 Tl nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … birleşik dava dosyasının davalısı, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece,…nun davasının kısmen kabulü ile ödenen bedelin tapu iptal davasının kesinleştiği tarih itibarıyla denkleştirilerek ulaştığı değer olan 6.423,86 TL nin tahsiline, fazla talebin reddine, Solaris AŞ nin hazineye karşı açtığı birleşik dava yönünden davanın kabulü ile 10.000 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, asıl davanın davacısı ve birleşik davanın davacısı şirket ve davalısı hazinenin temyizi üzerine Dairemizce oyçokluğu ile onanmasına karar verilmiş; bu kez ana davanın davacısı ve birleşik davanın davalısı Hazine tarafından karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
2010/10479-2011/12688
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre birleşik davanın davalısı hazinenin tüm karar düzeltme itirazlarının reddi gerekir.
2-Ana davanın davacısı …nun karar düzeltme talebi yönünden yapılan incelemede; Davacı, bu davasında tapuda davalı şirket adına kayıtlı olan taşınmazı tapu memuru huzurunda 13.12.1995 tarihinde satın aldığını, daha sonradan dava dışı hazinenin açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle adına olan tapu kaydının iptal edildiğini ve böylece taşınmazın elinden çıktığını, dava dışı hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek taşınmazın rayiç değerinin tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, taşınmazın evveliyatının orman olması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olduğunu ve bu nedenle davacının taşınmazın rayiç değerini değil, ancak ödediği satış bedelinin aktin ifasının imkansız hale geldiğinin anlaşıldığı 24.12.2002 tarihi itibariyle denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı değerini isteyebileceği gerekçe gösterilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davaya konu taşınmazın hazine tarafından ihale yolu ile davalı şirkete satıldığı, davacının da 13.12.1995 tarihinde davalı şirketten tapudan satın aldığı bundan sonra … Hazinesinin davacımıza karşı 12.8.2003 tarihinde açtığı dava sonucunda anılan taşınmazın evveliyatının orman olması ve özel mülkiyete konu yerlerden olmaması gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile hazine adına tesciline karar verildiği, verilen hükmün derecaattan geçmek suretiyle 24.12.2002 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı satıcı arasında 13.12.1995 tarihinde tapu sicil memuru huzurunda sözleşmenin düzenlendiği anda taşınmazın davalı şirket adına kayıtlı olduğu ve taşınmazın evveliyatının orman olduğuna dair tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığı, dolayısıyla davacının taşınmazın öncesinin orman olduğundan haberdar olmadan taşınmazı satın aldığı açıkça anlaşıldığı gibi bu yön tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Anılan taşınmaz resmi memur önünde MK 706, BK 213, Tapu Kanunun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 maddelerine uygun olarak davacıya satılmıştır. Satış tarihi itibarıyla tapuda satımı engelleyen veya taşınmazın niteliği ili ilgili herhangi bir şerhte bulunmamaktadır. Böyle olunca, yapılan satımın geçerli bir satım olduğunun kabulü zorunludur. Davacı da, geçerli olan bu satış sonrası dava dışı hazinenin davaya konu taşınmazı üstün hakka dayanarak zaptetmesi nedeniyle davalı satıcının taşınmazın raiç değerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.

2010/10479-2011/12688
BK’nun 189 maddesinin birinci bendinde, “satıcı, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamindir.” yazılıdır. Madde metninden de açıkça anlaşılacağı gibi mevcut ayıp ister subjektif bir haktan, isterse objektif bir hukuk kuralından doğmuş olsun satıcı, devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Devredilen hak, herhangi bir nedenle devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa satıcı bundan sorumludur. Bu sorumlulukta alıcının zapt nedeniyle uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiş, satış sırasında da taşınmazın tapu kaydında geçmişte orman olduğuna dair herhangi bir şerh bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca davalı belediye zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarih ve 2010/13-618 esas ve 2010/668 karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın 1.11.2007 tarihi itibariyle gerçek rayiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken geçersiz satışlarda uygulanan denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapan bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş bulunması, usül ve yasaya aykırı olup, mahkeme kararı bu gerekçe ile bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacının karar düzeltme talebinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açılanan nedenle birleşik davanın davalısı hazinenin tüm karar düzeltme itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan ana davanın davacısı … Çorlunun karar düzeltme talebinin kabulüne Dairemizin 22.4.2010 tarih ve 2009/11309 esas ve 2010/5631 karar sayılı onama kararının kaldırılmasına açıklanan gerekçe ile mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin alınan 35.50 TL temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.