YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10491
KARAR NO : 2011/5586
KARAR TARİHİ : 12.04.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı …’nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı … Büyükşehir Belediyesine bağlı İtfaiye Müdürlüğünde, itfaiye grup amiri olarak çalışan eşi …ın, 13.2.1997 tarihinde …Tersanesinde meydana gelen tanker yangınının söndürülmesi sırasında yanarak vefat ettiğini, olay sonrasında haklarının aranması için, kendi adına ve kızı …’e velayeten davalıya vekaletname verdiğini, davalının önce … 9. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 1998/84 esas sayılı dosyasıyla, murisin çalıştığı … Büyükşehir Belediyesi, yanan tanker sahibi …Deniz İşletmeciliği ve Tankerciliği A.Ş. ve tersane sahibi …Gemi İşletmeciliği Limited Şirketi aleyhine dava açtığını, bu mahkemenin 11.9.1998 tarihli ilamla, … Büyükşehir Belediyesi yönünde, davanın “idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle” görevsizlik, diğer davalılar yönünden ise yetkisizlik kararı verdiğini, davalının talebi üzerine dosyanın … 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğini, yapılan yargılama sonunda …ve …şirketleri hakkında açılan davanın, 1.7.1999 tarihli ilam ile esastan reddedildiğini, kararın temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince de onanarak kesinleştiğini, davalının bunun üzerine … Büyükşehir Belediyesine karşı, … 4. İdare Mahkemesinin 2000/1372 2010/10491-2011/5586
Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtığını, ancak yapılan yargılama sonucunda 28.6.2002 tarihli kararla davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, davalının vekalet görevini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğradığını, süresinde dava açılması halinde tazminat alabilecek iken, alamadığını, aynı kaza nedeniyle İdare Mahkemesinde açılan diğer davalarda, Belediyenin hizmet kusuru olduğu belirlenerek, davaların lehe sonuçlandığını ileri sürerek, uğradığı zararlar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik, kendisi için 20.000,00 TL, kızı için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL tazminatın, İdare Mahkemesine ait kararın kesinleştiği 16.6.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile de talep miktarını 100.000,00 TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, İdari Yargılama Usulü Kanununun 9/2. maddesine göre, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra 30 günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise, bu süre içinde de davanın açılabileceğini, olayda da, 5 yıllık sürenin dolmadığını, süre aşımı nedeniyle verilen kararın yanlış olduğunu, kaldı ki davacının, İdari yargıda dava açılması konusunda talimat vermediği gibi, dava açılması için gereken harç masrafını da, 2000 yılının 6. veya 7. ayında ödediğini, olay nedeniyle kendisine ve çocuğuna maaş bağlanıp, ayni ve nakdi yardımlar yapıldığını, dolayısıyla herhangi bir zarara da uğramadığını savunarak, davanın reddini dilemiş, açmış olduğu karşı dava ile de, vekalet görevini yerine getirmiş olması nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 2.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, 17.3.2008 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, “davalı avukatın elinden gelen gayreti gösterdiği, özen borcuna aykırı davranmadığı, olayda İdari Yargılama Usulü Kanununun 9/2. maddesinde belirtilen 30 günlük süre geçmiş olsa dahi, beş yıllık süre içinde de davanın açılabilmesi gerektiği, idari yargıda tartışmalı olan bu hususun, temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ileri sürülmesine rağmen kabul edilmemesinin, davalı avukatın kusurlu olduğunu ve özen yükümüne aykırı davrandığını göstermeyeceği, kaldı ki söz konusu 30 günlük sürenin de, davacının gerekli harç masrafını ödemediğinden kaçırıldığı, davalı avukata atfı kabil herhangi bir kusurun yüklenemeyeceği” belirtilerek davanın reddine, karşı davanın ise, açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2010/10491-2011/5586
Dava, vekalet sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacının, itfaiye müdürlüğünde çalışmakta olan eşinin, …Tersanesinde meydana gelen tanker yangınının söndürülmesi sırasında 13.2.1997 tarihinde vefat ettiği, olay sonrasında sorumlular hakkında dava açması için davalıya 5.2.1998 tarihinde vekaletname verdiği, davalının 11.2.1998 tarihinde, önce … 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/84 esas sayılı dosyası üzerinden, … Büyükşehir Belediyesi ve kazada sorumluluğu düşünülen iki şirket hakkında dava açtığı, bu mahkemenin 11.9.1998 tarihli ilamla, … Büyükşehir Belediyesi yönünden davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik, diğer davalılar yönünden ise yetkisizlik kararı verdiği, kararın davalı avukata 5.2.1999 tarihinde tebliğ edilip, temyiz edilmeksizin 2.3.1999 tarihinde de kesinleştiği, şirketlere karşı açılan dava yönünden, davalının talebi üzerine dosyanın gönderildiği … 3. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 1.7.1999 tarihinde, davanın şirketler yönünden esastan reddedilerek 4.5.2000 tarihinde kesinleştiği, davalının bunun üzerine … Büyükşehir Belediyesine karşı, … 4. İdare Mahkemesinin 2000/1372 esas sayılı dosyası üzerinden 25.10.2000 tarihinde dava açtığını, ancak adı geçen mahkemece verilen 28.6.2002 tarihli kararla, “davanın süre aşımı nedeniyle reddine” karar verildiği, … bu kararın 12.5.2003 tarihinde Daniştayca onandığı, 16.6.2004 tarihinde de, karar düzeltme talebi reddedilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Az yukarda da belirtildiği üzere, davacı, açılan tazminat davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmiş olması nedeniyle, vekalet görevini gereği gibi yerine getirmeyen davalının, kusurlu ve sorumlu olduğunu ileri sürerek, tazminat istemiyle eldeki davayı açmış, davalı ise, idari davanın süresinde açıldığını, İdare Mahkemesince verilen kararın yanlış olduğunu, davanın süresinde açılmadığı kabul edilse dahi, bu sonuca kendisinin değil, davacının sebebiyet verdiğini, kazadan sonra çok sayıda kişi ve kuruluştan maddi yardımlar alan davacının, olay nedeniyle herhangi bir zararının da bulunmadığını savunmuştur. Görüldüğü üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık, “davanın süresinde açılıp açılmadığı”, “davalı avukatın, vekalet görevini gereği gibi ve özenle yerine getirip getirmediği ve buna bağlı olarak da davalı müvekkiline karşı tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı” noktalarında toplanmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun, “Görevli Olmayan yerlere Başvurma” başlığını taşıyan 9. maddesinin 1. fıkrasında, “Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen 2010/10491-2011/5586
Günden itibaren otun gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir.” Hükmü, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, “Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.” Hükmü mevcut olup, dava konusu olayda idari davanın, daha önce adli yargıda verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren söz konusu maddenin 1. fıkrasında belirtilen 30 günlük sürede açılmadığı sabit olduğu gibi, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen “idari dava açılması için öngörülen süre içinde” de açılmadığı anlaşılmaktadır. Zira İdari Yargılama Usulü Kanununun 13. maddesine göre, idari yargıda dava açma süresi, dava açılmasını gerektiren olayın öğrenme tarihinden itibaren bir ve beş yıllık sürelerle sınırlandırılmış olup, somut olayda, idari davanın yöneltildiği … Büyükşehir Belediyesinin hizmet kusuru, 13.2.1997 tarihli tanker yangını ve buna bağlı olarak davalının eşinin, yangının söndürülmesi sırasında gerçekleşen vefatı ile meydana gelmiş olup, olay tarihinden, idari davanın açılmış olduğu 25.10.2000 tarihine kadar, 1 yıllık süre de fazlasıyla geçirilmiştir. Davalı savunması ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen görüşün aksine İdari davanın, yukarda sözü edilen azami dava açma süresi olan “beş yıllık süre içinde açılabileceği” ni kabul etmek ise, somut olay itibariyle mümkün değildir. Nitekim … 4. İdare Mahkemesi tarafından da, açılan idari davanın “süre aşımı nedeniyle reddine” karar verilmiş, Danıştay 8. Dairesince de, davalı avukatın aynı yöndeki temyiz ve karar düzeltme itirazları reddedilmiş ve hüküm onanmıştır. Danıştayın, benzer olaylardaki süreklilik kazanan kararları da bu yöndedir. (İçtihatlar için bkz. Celal Karavelioğlu, İdari Yargılama Usulü Kanunu, cilt 1, sh. 602 vd.; Cafer Ergen, İdari Yargılama Usulü Kanunu Şerhi, sh.168 vd.)
Söz konusu “idari davanın süresinde açılmadığının” bu şekildeki tespitinden sonra, çözümlenmesi gereken diğer husus olan “davalı avukatın, vekalet görevini gereği gibi ve özenle yerine getirip getirmediği ve buna bağlı olarak da davalı müvekkiline karşı tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı” hususunun incelenmesine gelince;
Davalı, idare mahkemesinde davanın geç açılmasına, harç masrafını zamanında kendisine ödemeyen davacının neden olduğunu belirterek, davanın süresinde açılmadığının kabul edilmesi halinde dahi, kusurlu ve sorumlu olmadığını savunmuşsa da, davacı, “harç ve masrafların ödenmesi 2010/10491-2011/5586
konusundaki yükümlülüğünü”, talep oldukça yerine getirdiğini belirterek, bu savunmaya karşı çıkmıştır. Davalı bu yöndeki savunmasını yasal delillerle ispat edemediği gibi, esasen bir haktan vazgeçme sonucunu doğuracak işlerde, … sahibinin yazılı muvafakatinin alınması da zorunludur. Somut olayda ise, dava açma süresi içinde harç masrafının davacıdan istenildiği halde verilmediği, sonuçları da belirtilmek suretiyle davacının bu konuda uyarıldığı, iddia ve ispat edilememiştir. (Bkz.temyiz masrafı ile ilgili aynı yönde HGK’nun 11.4.2007 tarihli, 2007/13-198 esas ve 2007/1999 karar sayılı ilamı) Davalı avukat, vekalet görevinin gerektirdiği özen borcunu yerine getirmediğinden, bunun sonuçlarına katlanmak, davacı müvekkilinin bu nedenle uğramış olduğu zararları da tazmin etmek durumundadır. Nitekim İtfaiye Müdürlüğünde çalışmakta olup da, aynı olay nedeniyle zarar gören üçüncü kişiler tarafından süresinde idare mahkemelerinde açılan davalarda, “olayda gerekli tedbirleri almayan idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, verdiği zararları tazmin etmekle yükümlü bulunduğu” gerekçesiyle … Büyükşehir Belediyesine karşı açılmış olan tazminat davaları kabul edilmiş, verilen kararlar da kesinleşmiştir. Sonuç olarak, vekalet görevini özenle ve gereği gibi yerine getirmeyen ve buna bağlı olarak da müvekkilinin zararına neden olan davalı avukat, davacıya karşı sorumlu olup, mahkemece davacının uğradığı ve davalının sorumlu tutulabileceği zarar miktarı belirlenerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 12.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.