Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/10901 E. 2010/16892 K. 14.12.2010 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 01:24
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10901
KARAR NO : 2010/16892
KARAR TARİHİ : 14.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacılar avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ... ile davacılardan ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 1997 yılından itibaren davalının vekilliğini üstlendiklerini, çeşitli icra takipleri başlatıp davalar açtıklarını, ancak davalı tarafından 29.7.2003 tarihinde haksız olarak azledildiklerini, vekalet ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek, alacaklarının tahsili için başlatmış oldukları icra takibine yapılan itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, dava ve takiplerde gerekli özeni göstermeyen davacıların haklı olarak azledildiklerini, bu durumda herhangi bir ücret talep edemeyeceklerini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, azlin haksız olduğu kabul edilerek, 15.3.2006 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne, davacılar tarafından başlatılan icra takibinin, 43.300,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin 2010/10901-16892
Takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar tarafından davalının vekili sıfatıyla çeşitli icra takipleri başlatılıp davalar açıldığı, taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığı, davacıların 29.7.2003 tarihinde vekaletten azledildikleri anlaşılmakta olup, davacılar gerek müvekkilin ödemesi gereken, gerekse hasma tahmili gereken vekalet ücreti alacaklarının tahsili için eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece haksız azil nedeniyle 15.3.2006 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 13.1.2004 günlü 5043 sayılı kanunla değişik 164/4.maddesi gereğince, takip ve dava miktarlarının, takdiren %10’u üzerinden hesaplanan vekalet ücretleri ile hasma tahmili gereken vekalet ücretlerinin ödetilmesine karar verilmiştir. Oysa ki davacılara ödenmesi gereken vekalet ücretlerinin tespit edilebilmesi için öncelikle, uyuşmazlığa uygulanacak olan Avukatlık Kanunu hükümlerinin belirlenmesi zorunludur. Bilindiği üzere, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa, 13.1.2004 tarihinde de 5043 sayılı Yasa gereğince değişikliğe uğramıştır. Mahkemece yürürlükteki 5043 sayılı Yasa ile değişikliğe uğrayan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre karar verilmişse de, 13.1.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5043 sayılı Yasanın 7. maddesi ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, kesin olarak hükme bağlanmamış bütün ihtilaflarda bu kanunun değişik hükümleri uygulanır” hükmünü içeren geçici 21. madde, Anayasa Mahkemesince 8.2.2008 tarihinde iptal edildiğinden, avukatlık ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıkların, sözleşmelerin kurulduğu tarihte yürürlükte olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu nedenle dava konusu olayda, yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığından, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin, davacı avukatların vekil olarak takip ettiği her bir dava ve takip yönünden, hukuki yardımın başladığı dava ve takip tarihleri itibariyle (davacıların hukuki yardımı, takip ve dava tarihlerinden sonraki bir tarihte başlamışsa, bu tarihler itibariyle) kurulduğu kabul edilmeli, ödenmesi gereken vekalet ücretleri de bu tarihlerde geçerli olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre belirlenmelidir.
Buna göre hukuki yardımın, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 2.5.2001 tarihinde 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önce başladığı hallerde uyuşmazlığın, 1136 sayılı Kanunun, 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki hükümlerine göre çözümlenmesi gerekli olup, anılan yasanın söz konusu değişiklikten önceki 163/son maddesi 2010/10901-16892
gereğince de, avukat ile müvekkil arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda talep edilebilecek vekalet ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmesi gerekli olduğundan, mahkemece hukuki yardımın başladığı tarihler itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre vekalet ücretlerinin belirlenmesi gereklidir. Avukatlık hizmetinin, 4667 sayılı yasa ile yapılan 2.5.2001 tarihli değişiklikten sonra başlaması halinde ise, anılan yasanın 164/4. maddesine göre, yine avukatlık hizmetinin, 5043 sayılı yasa ile yapılan 13.1.2004 tarihli değişiklikten sonra başlaması halinde de, anılan yasanın 5043 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonraki 164/4. maddesine göre vekalet ücretlerinin belirlenmesi gereklidir.
O halde mahkemece davacıların, davalının vekili sıfatıyla takip etmiş oldukları her bir dava ve icra takibi yönünden öncelikle uygulanması gerekli olan Avukatlık Kanunu hükümleri belirlenip, vekalet ücretlerinin de buna göre tespit ve takdiri gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilmek suretiyle, 1997 tarihinden itibaren değişik tarihlerde başlatılan ve açılan tüm takip ve davalar nedeniyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun, 13.1.2004 günlü 5043 sayılı kanunla değişik 164/4. maddesine göre vekalet ücretlerinin tespit ve tahsiline karar verilmiş olması, usul ve yasaya ayıkırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:1. bentte açıklanan nedenlerle davacıların tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen hükmün 2. bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde taraflara iadesine, 14.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.