Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/11064 E. 2010/14703 K. 08.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11064
KARAR NO : 2010/14703
KARAR TARİHİ : 08.11.2010

… vekili avukat … ile … vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.2.2009 tarih ve 157-25 sayılı hükmün Dairenin 2.4.2010 tarih ve 5152-7520 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

KARAR
Davacı, dava dışı …’un işyerinde ön muhasebe de çalışırken 242689 seri nolu olup imzalanmış haldeki çeki bilgi ve izni dışında alarak 32.000.000 TL olarak doldurduğunu, çekin lehdar kısmına “hamiline” olarak yazıp akrabası olan davalı … vasıtasıyla bankaya ibrazını sağladığını, … ile hiçbir ticari ilişkisi olmadığını belirterek çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı tarafa verdiği borç karşılığı davaya konu olan çeki aldığını, çekin yasal unsurlarının mevcut olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece taraflar arasında hiçbir ticari ilişki olmadığı, davacıya verilen borç karşılığı çekin alındığına dair savunmanın gerçekçi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verdiği karar, davalı tarafça temyizi üzerine dairemizce onanmış, davalı taraf karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Davaya konu çekin TTK 692. maddesindeki unsurları taşıdığı TTK 708 maddesine göre yasal sürede muhatap bankaya ibraz edildiği ve karşılığının olmadığı, kaşideci imzasının davacıya ait olduğu dosya içerisinden anlaşıldığı gibi bu hususlar taraflar ve mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda çekin ödeme vasıtası olduğu gözetildiğinde davalı alacağını TMK. 6. maddesi HUMK 287. ve TTK 692. maddeleri gereğince kanıtlanmıştır.
Davacı çeki rızası dışında hiçbir neden olmaksızın davalı eline geçtiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı ibraz ettiği delillerle bu iddiasını kanıtlayamadığı gibi davalı hakkında Cumhuriyet Savcılığı’na şikayet üzerine yapılan hazırlık soruşturmasında takipsizlik kararı verilmiştir. Her ne kadar davacının delilleri arasında yemin delilinde bulunduğu anlaşılmakta ise de davada davacının çekin rızası dışında elinden çıkıp bilgisi ve onayı olmadan doldurulduğunu iddia etmesine göre bu konuda HMUK 352. maddesi gereğince yemin teklif edilmesi de mümkün değildir.
Bu durumda davacı, iddiasını kanıtlayamadığından, davanın reddi kararı verilmesi gerekirken, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın zuhulen onandığı, bu defa yapılan inceleme ile anlaşıldığından, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 2010/5152-7520 sayılı ve 2.4.2010 tarihli onama kararının kaldırılmasına, hükmün davalı lehine BOZULMASINA, peşin alınan 35.50TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.