YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11083
KARAR NO : 2010/15875
KARAR TARİHİ : 30.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … ve …,… Blok ve 1429 parselde bulunan binanın 17.8.1999 tarihinde meydana gelen depremde tamamen çökmesi sonucu iki çocuklarının vefat ettiğini, binanın projeye aykırı olarak, kötü ve eksik malzeme kullanılması sonucu çöktüğünü ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 50.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı, vefat eden her bir çocuk için ayrı ayrı 100.000 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemişler, birleşen davada ise davacılar … ve … murisleri …’nın çöken binada satın aldığı dairede vefat ettiğini ileri sürerek 80.000 TL manevi tazminat ile daire ve içindeki eşyaların bedeli olarak fazlasını saklı tutarak 70.000 TL maddi tazminatın tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, binanın yıkılmasında kusurlarının bulunmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; asıl davada her bir davacı için ayrı ayrı 4000 TL manevi tazminat ile destekten yoksun kalma tazminatı bakımından %35 oranında indirim yapılmak suretiyle davacı … için 3.493.00 TL, davacı … için 2.107.17 TL, birleşen davada ise bina ve eşya bedelinden %35 oranında indirim yapılarak bina için 2.855.70, eşya için 1.119.25 TL
2010/11083-15875
ve her bir davacı için 4.000 TL ayrı ayrı manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar ile Zeki Kurtoğlu dışındaki diğer davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların tüm, davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Asıl davada davacılar iki çocuklarının vefatı nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmek zorundadır. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat nede cezadır, aksine olarak zarara uğrayanda bir kusur duygusunu doğurmaktadır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Miktarın belirlenmesinde ise her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartlar bulunacağı kuşkusuzdur. O halde hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda, davacıların iki çocuklarının davalılarca kusurlu bir şekilde inşa edilen binanın çökmesi sonucu vefat ettiği gözetildiğinde her bir davacı için hüküm altına alınan 4.000 TL manevi tazminatın az olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözeterek daha uygun bir tazminata karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Davacılar asıl davada çocuklarının ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ile birleşen davada ise murislerine ait dairenin depremde yıkılması nedeniyle daire değeri ve dairenin içindeki eşyaların bedelinden dolayı tazminat isteminde bulunmuşlardır. Hemen belirtmek gerekir ki binanın ve dolayısıyla dairenin yıkılmasında davacıların herhangi bir kusurunun bulunmadığı izahtan varestedir. Dosyada bulunan 14.8.2002 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere binanın yapımında eksik malzeme kullanıldığı, zemin çalışmasının yapılmadığı, etriye sıkılaştırmalarının yapılmayıp kirişler ve perdelerin birbirine bağlanmadığı, malzemelerin tekniğe ve projesine uygun kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalıların binanın yıkılmasında tam kusurlu oldukları,
2010/11083-15875
binanın depremde yıkılmasının da sorumlusunun davalılar olduklarının kabulü zorunludur. Binayı fen ve tekniğe uygun yapmayan davalıların tüm sonuçlardan sorumlu olmaları, binanın depremde yıkılmasının da sorumluluklarını azaltamayacağı gözetildiğinde BK.nun 43.maddesi uyarınca hükmedilecek tazminattan indirim yapılması da olanaklı değildir. Mahkemece hükmedilecek destekten yoksun kalma tazminatı ile daire ve eşya bedelinden indirim yapılması yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
4-Davacılar birleşen davada murislerine ait dairenin yıkılmasından dolayı daire bedelinin de tahsilini istemiş, mahkemece dairenin değerini dava tarihindeki Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatlarına göre belirleyen bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Kabul etmek gerekir ki davacılar dava konusu olayda diğer zararlarının yanında, dairenin yıkılmasından dolayı da zarara uğramışlardır. Davacıların buradaki zararı, arsa payı hariç dairenin dava tarihindeki raiç yapım bedeli kadardır. Bir başka deyişle davacıların, dairenin dava tarihindeki mevcut serbest piyasa fiyatına göre yapılabilecek bedeli kadar zararları bulunmaktadır. Öte yandan Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatlarının serbest piyasa raiç fiyatlarından daha düşük olduğu da bilinmektedir. Hal böyle olunca, dairenin değeri olarak dava tarihindeki raiç yapım (imalat) bedelinin esas alınması gerekir. Bu bedel belirlenirken arsa payı bedelinin hesaba katılamayacağı da (daireye isabet eden arsa payı tapusunun davacılar üzerinde bulunması nedeniyle) gözardı edilmemelidir. Mahkemece değinilen bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalıların tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2, 3 ve 4 numaralı bentler uyarınca temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 1.038.39 TL kalan harcın diğer davalılardan alınmasına, 1.368.24 TL kalan harcın davalı …’ndan alınmasına, peşin alınan 347.00 TL. temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 30.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.