YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1162
KARAR NO : 2010/10576
KARAR TARİHİ : 14.07.2010
MAHKEMESİ : . … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 1.55 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, 14.7.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı, davalı ile pamuk alışverişi yaptığını, davayla 78.000 YTL para verdiğini, ancak pamuğun teslim edilmediğini, bunun üzerine davalıdan 85.000 YTL bedelli senet aldığını, davalının 27.000 YTL ödemesine karşın, ödenmeyen bakiyesi için başlattığı icra takibine davalının itirazı üzerine takibin icra hakimliğince durdurulduğunu, ileri sürerek 58.000 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; davacı bu davayı açarken, Davalı ile aralarındaki
hukuki ilişkiyi açıklamış ve pamuk ticareti yaptıklarını, kendisinin vermiş olduğu bedele karşın pamuğun teslim edilmediğini, akabinde davalıdan senet aldığını, kısmi ödeme yapılmasına karşın bakiyesi için alacaklı olduğunu ileri sürerek, bahse konu senedin 3. şahıs tarafından doldurulduğunu ve ancak davalı tarafından yanında imzalandığını, ödemeleri kesince … 12. İcra Müdürlüğü’nün 2006/1528 sayılı dosyası ile kambiyo takibi yaptığını, borçlu-davalının … 4. İcra Hukuk Hakimliğinde 2006/708 esas sayılı dosya ile imza itirazında bulunduğunu, yapılan inceleme sonucunda imzaya itiraz talebinin kabul edilerek takibin durdurulmasına karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, İcra Hukuk mahkemesi’nde yapılan araştırma sonucu alınan rapor uyarınca bu sonun ortaya çıktığını, İcra Hukuk mahkemelerinin dar kapsamlı mahkemeler olduğunu, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını istemiştir. Mahkemece; İcra Hukuk Mahkemesi’nde alınan raporlara itibar edilerek davanın reddine karar verilmişse de;
İcra Hukuk mahkemeleri kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. İcra Hukuk Mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceği kuralının bazı istisnaları vardır. Bu istisnalar, ihalenin feshi talebinin reddine ilişkin kararlar, zamanaşımı nedeniyle aleyhine icranın geri bırakılmasına karar verilmiş olan alacaklının 7 gün içinde mahkemece dava açmazsa ilamın zamanaşımına uğramış olduğu hususu, istihkak davaları da kesin hüküm teşkil eder. Bunun dışında İcra Hukuk Mahkemelerinin kararları kesin hüküm teşkil etmez. Gerek dairemizin gerekse Yargıtayın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Öte yandan Yüksek 11. Hukuk Dairesi’nin 23.11.1983 tarih ve 5024-5181 sayılı kararı da benzer bir uyuşmazlıkta Genel Mahkemece davanın reddine dair verilen kararı bozmuş ve kararda; “…oysa, icra tetkik mercii hakimliği dar yetkili bir mercidir. Bu nedenle de imza incelemesi hakkındaki yetkisi genel mahkemeye göre kısıtlıdır. (İİK. m. 68a/3). Genel mahkeme ise senetteki sahtelik iddiasını HUMK.nun 308,309/1 ve 317. maddelerinin verdiği yetkiyle daha detaylı bir biçimde inceleme imkanına sahiptir. Hal böyleyken mahkemece icra tetkik merciinde alınan bilirkişi raporunun bağlayıcı olduğu ve bu rapora dayanılarak verilen kararın da kesin hüküm teşkil ettiği görüşüyle hareket edilerek ve HUMK.nun 317. maddesinin hakime verdiği yetkiyle aynı Kanunun 308 ve 309. maddeleri gereğince yeterli inceleme yapılmadan verilen karar doğru bulunmadığından….” Denilmiştir. (Prof. Dr. Baki Kuru, HUKUK MUHAKEMELERİ USULÜ, 2001 baskı sh. 5737).
Somut olayda da, Mahkemece … 4. İcra Mahkemesi’nde alınan bilirkişi raporlarına itibar edilerek karar verilmiştir. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere mahkemece HUMK.nun 308, 309/1 ve 317. maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak yeni bir inceleme yapılması gerekir.Bu yapılmadan dar yetkili icra hukuk mahkemesinde alınan raporlara itibar edilmesi sonucu verilen kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşlerine katılamıyorum.