YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12710
KARAR NO : 2011/330
KARAR TARİHİ : 17.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıyı kendisinin … bayiliği nedeniyle hak ettiği airtime ve tam yaşam fonu tasarruf kesintilerinin tahsili ile boşanma davası açmak üzere avukat olarak görevlendirdiğini, davalı ile yazılı ücret sözleşmesi yapılmadığını, ücretin avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının …’den tahsil ettiği paradan fahiş kesinti yapması nedeniyle davalıyı 28.08.2006 tarihli azilname ile vekillikten azlettiğini, bunun üzerine davalının gönderdiği ihtarname ile …’den tahsil edilen paradan vekalet ücreti kesintisi yapılarak kalan 17.000 Euro bedelin … isimli şahsa ödendiğinin belirtildiğini,3. şahsa ödeme yapması için davalıya talimat ve yetki vermediğini, yapılan kesintinin … Belirlenen orandan fazla olması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.000 Euro alacağın ilgili kurumdan tahsil tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı 04.03.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 23.155,92 euro olarak ıslah etmiştir.
Davalı, davacının …’den olan alacağının tahsil ettikten sonra boşanma davası için vekalet ücreti olarak 7.670 TL,…’den yaptığı tahsilat işine ilişkin 16.048 TL yönünden hapis hakkını kullandığını, kalan 17.000 Euro’yu davacının talimatı nedeniyle … ’e havale 2010/12710-2011/330
Ettiğini, fazladan bir tahsilatının olmadığını,davacı tarafından gönderilen bir azil olmadığını,aksine davacının kendisini baroya şikayeti nedeniyle kendisinin istifa ettiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş,hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm,davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 392 maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır.BK.nun 392. maddesi, vekilin vekaleti ifa için veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunu düzenlemiştir. Geniş anlamda hesap verme yükümlülüğünün diğer bir görüntüsü de vekilin vekaleti dolayısıyla üçüncü kişilerden müvekkil nam ve hesabına para tahsil ettiği hallerde sözkonusu olur. Vekil, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler ve kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorunluğundadır. Hesap verme borcu hukuksal nitelikçe bir yapma borcudur.
Somut uyuşmazlık itibariyle davalı vekil müvekkili davacı namına …’den tahsil ettiği 29.633,53 euro paranın,17.000 Euro’luk kısmını müvekkilinin talimatıyla ,müvekkiline ödenmek üzere dava dışı … ‘e banka havalesi yoluyla gönderdiğini savunmuştur. Davacı ise 7.7.2009 tarihli dilekçesinde vekiline bu yönde bir talimatının olmadığını, ancak hukuki prosedürün başlamasından sonra dava dışı … tarafından kendisine 6.000 Euro’nun ödendiğini kabul etmiştir. Mahkemece davacının kabulünde olan 6.000 Euro dışında kalan 11.000 Euro yönünden de ödemenin davacıya yapıldığı kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda tarafların iddia ve savunmalarının dosya kapsamı itibariyle değerlendirilmesi sonucu; davacının, davalı vekile tahsil ettiği paraları dava dışı … ‘e ödenmesi yönünde bir talimatının olduğu ispat edilememiştir. Dava dışı … tarafından vekilin tahsil ettiği paranın bir kısmının davacıya ödenmiş olması, başlı başına davacının bu yönde bir talimatının olduğunu gösterir nitelikte değildir. O halde davada tahsil ettiği paraları ödediğine ilişkin ispat yükü kendisine düşen davalının, ödeme savunmasını ispat ettiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Ne var ki davalı, cevap dilekçesinde “yemin” deliline de dayanmış olduğundan 2010/12710-2011/330
bu hususta davacıya yemin yöneltme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece ödeme savunmasının ispat edildiğinden bahisle 11.000 Euro’nun mahsubuna yönelik yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm,davacının sair itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17,15 TL. temyiz harcının istek halinde taraflar iadesine, 17.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.