YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13017
KARAR NO : 2011/3645
KARAR TARİHİ : 10.03.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının kullandığı su kuyusundan köy deposuna su gönderen pompanın bağlı olduğu sayacın endeksinin 7 haneli iken 6 haneli olarak okunması nedeniyle ek tahakkuk yapıldığı halde davalının ödemediğini, yapılan takibe itiraz ettiğini bildirerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, takibin 33.924,50 TL üzerinden devamına,% 40 oranda icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67 inci maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
2010/13017-2011/3645
Bunlardan ayrı; alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, davalının kusuru olmaksızın eksik okunan tüketim bedeli saptanması yargılama sonucu tesbit edildiğinden icra-inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekir. Mahkemece davacının bu isteminin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMUK’un 438/7. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine,2.bentte açıklanan nedenle kararın hüküm fıkrasında “asıl alacağın %40 ‘ı üzerinden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline “ ilişkin cümlenin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “ davacının icra inkar tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine” cümlesi yazılarak kararın düzeltilmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 680.15 TL. temyiz harcının iadesine, 10.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.