YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/14374
KARAR NO : 2011/4918
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, murisleri Hanna’nın davalıdan 26.3.2001 tarihli noterde düzenlenen sözleşme ile 1988 tarihli mercedes araç satın aldığını, aracın gümrük kaçağı olduğunun ceza davası ile ortaya çıktığını, ve 7.7.2009 tarihinde araca el konulduğunu ileri sürerek fazla hakları saklı kalarak aracın bedeli 15.000 TL’nin, 7.7.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, karar verilmesini istemiştir.
Davalı, aracın kaçak yollardan getirildiğini bilmediğini ve kaçakçılıktan açılan davadan beraat ettiğini bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığını ayrıca aracın kullanım bedelinin alacaktan mahsubu gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, noter satış sözleşmesinde satış bedeli olarak yazılı olan 8.176,00 TL’nin 7.7.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Borçlar Kanununun 189. ve devamı maddelerinde düzenlenen, zapta karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanmaktadır. Satım sözleşmesinde satıcının zapta karşı tekeffül borcunu düzenleyen Borçlar Kanununun 189. maddesinde, satıcının, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satım akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zapt edilmesinden, alıcıya karşı mesul ve zamin olduğu açıklandıktan sonra, devamındaki maddelerde de, (BK.189-193 mad.) bu yükümlülüğün koşulları ve zararın kapsamı konusunda açıklamalar getirilmiştir. Borçlar Kanununun 192. Maddesinde, satılanın tamamen zaptı halinde, satımın münfesih addolunacağı ve alıcının, satıcıdan aynı maddenin 1, 2, 3 ve 4. bentlerinde yazılı zararları isteyebileceğini hükme
2010/14374-2011/4918
bağlamıştır. Bu hükümlere göre, satılanın tamamen zaptı halinde alıcı, satılandan elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği semereler düşülmek suretiyle, … olduğu semenin faizi ile birlikte iadesini isteyebilir. Satım bozulduğuna göre, satıcının mal varlığında satım bedeli nedensiz kalır. Bu itibarla satış bedelinin alıcıya her halde geri verilmesi gerekecektir. Alıcının, satıcıdan isteyebileceği zarar ise, “menfi zarar”dır. (Örneğin, alıcının, satım sözleşmesinin kuruluşu ve ifası için yaptığı ve artık kendisi için tamamen boşa gitmiş sayılan giderler. Borçlar Kanunu Madde 192/4) Hemen belirtilmelidir ki, alıcının, satılanın tamamen zaptı halinde satıcıya karşı ileri sürebileceği bu istemlerin kabul edilebilmesi için, satıcının kusurlu olup olmaması, sonuca etkili değildir. Zira satıcının bu konudaki sorumluluğu, kusursuz sorumluluktur. Bununla beraber satıcı, menfi zarar dışında, hiç bir kusurun kendisine yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alıcının, satılanın zaptı yüzünden uğradığı diğer her türlü zararlarını da ödemekle yükümlüdür. (Borçlar Kanunu Madde 192/son fıkra).
Somut olayda, davacının 26.3.2001 tarihinde davalıdan noter satış sözleşmesi ile satın alıp, adına tescil ettirdiği aracın, gümrük işlemlerine tabi tutulmadan kaçak yollarla ülkeye getirilmiş olması nedeniyle, 7.7.2009 tarihinde kaçakçılık suçundan dolayı zoralımına karar verildiği ve kararın kesinleştiği tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı tarafından ödenen satış bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Ne var ki aracın, satış tarihinden zapt edildiği tarihe kadar, davacının zilyetliğinde kalmış olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 192 maddesinin 1.bendi gereğince, “alıcının istihsal ettiği yararlanmanın” da satış bedelinden tenzil edilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilmiştir. Oysa ki, satılanın zaptı ile birlikte, alıcının satılandan elde ettiği faydaların da, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre hükmedilen alacaktan mahsubu gereklidir. (Bkz. Dairemize ait 2001/12719 esas, 2002/3023 karar sayılı 22.3.2002 tarihli; 1983/6286 esas, 1983/7556 karar sayılı 3.11.1983 tarihli kararlar da aynı doğrultudadır.) O halde mahkemece, satım konusu aracın, davacının elinde kaldığı süre içinde, araçtan elde edilen yararlanma miktarı belirlenip, belirlenecek bu miktarın, davacı alacağından mahsubundan sonra kalan bakiye miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, Borçlar Kanununun 192. maddesi gözardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykrı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 122.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 31.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.