Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/15098 E. 2011/4174 K. 21.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15098
KARAR NO : 2011/4174
KARAR TARİHİ : 21.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı; Davalı … hakkında ödenmemiş fatura alacağının tahsili için takip yaptıklarını, haksız olarak yetkiye ve borca itiraz edildiğini, takip konusu faturaların davalı kulübün sporcularının ve personellerinin yurt içi yurt dışı seyahatlerinde kullandıkları uçak biletlerinin faturaları olduğunu belirterek itirazın iptali ve icra takibinin devamına, davalının %40′ dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; kulübün davacıya borcunun tespiti açısından bilirkişi incelemesi talep ettiklerini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece Davanın kısmen kabulüne; takibin asıl alacak üzerinden devamına ve İcra İnkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, ödenmeyen fatura bedelinin tahsiline yönelik icraitakibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, ancak alacak likit bulunmayıp yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
2010/15098-2011/4174
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kotu niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkarr tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, icra-inkarr tazminatına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte belirtilen nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte belirtilen nedenle temyiz olunan hükmün karar bölümünün ( 2 ) nolu bendinde yer alan ” icra inkar tazminatı talebinin reddine” kısmının hükümden çıkarılmasına; yerine “Davacı lehine asıl alacağın %40’ı oranında inkar tazminatına hükmedilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan 17.15 TL temyiz harcının iadesine, 21.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.