Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/15369 E. 2011/4253 K. 22.03.2011 T.
Yayınlanma Tarihi: 12.02.2024 04:48
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15369
KARAR NO : 2011/4253
KARAR TARİHİ : 22.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacılar, düğün merasimleri için davalı İsmet Süder’e ait düğün salonunu bu davalı ile yaptığı sözleşme ile kiraladığını, sözleşmeye göre dışarıdan fotoğraf ve video çekiminin yapılamayacağı, salonu kiralayan davalının anlaşmalı olduğu diğer davalı ... tarafından bu hizmetin verileceğinin kararlaştırılmasına rağmen düğüne ait video kasetlerinin hatalı çekilmesi nedeniyle görüntülerin bulunmadığını ileri sürerek 10.000.TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacılar, dava dilekçesinde Süder düğün salonunun sahibi ... ile sözleşme yaparak bu davalıya ait düğün salononunu kiraladıklarını bildirmişler, daha sonra maddi hata yaptıklarını belirterek davalının gerçekte isminin “İsmet” olduğunu, bu şekilde düzeltilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece, sözleşmenin İsmail ile değil İsmet ile yapıldığı, ıslahla bile olsa taraf değişikliği yapılamayacağından bu davalı yönünden davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Oysa, davacıların bu talebi maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin olup davalı İsmet de davaya cevap vererek davacılardan ... ile sözleşme imzaladığını beyan ederek husumeti üstlenmiştir. Öyle olunca, davacıların maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin talebi kabul edilip işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Dava, davalılar tarafından davacıların evlenme merasimleri ile ilgili video çekiminin sağlıklı olarak yapılamaması ve bu 2010/15369 2011/4253
merasimde yaşanılanları gösteren video kasetinin davacılara teslim edilememesi nedeniyle açılan manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmişse de, Borçlar Kanunu’nun haksız eylem faslında düzenlenen 49. maddesi, aynı Kanun’un 98/2 maddesi yollaması ile sözleşmeye aykırı davranışlarda da uygulanmaktadır. Sözleşme hükümlerine aykırılık hallerinde, bu aykırı davranış, eğer kişilik haklarını ihlal etmişse ve Borçlar Kanununun 49. maddesinde öngörülen koşulların varlığı sabit olursa, o takdirde manevi tazminata hükmedilebilir. Kişinin onuru, saygınlığı gibi kişilik haklarını oluşturan değerlere saldırı halinde manevi bir zarar yani kişilik hak ve değerlerinde irade dışında gerçekleşen bir eksilmenin oluştuğunun kabulü gerekir. Davacılar Hatice ve ...’ün düğün merasimi için davacı ...’in davalı İsmet’e ait düğün salonunu bu davalı ile yaptığı sözleşme ile kiraladığı, yapılan sözleşmede dışarıdan fotoğraf ve video çekiminin yapılamayacağı, salonu kiralayan davalı İsmet’in anlaşmalı olduğu diğer davalı ... tarafından bu hizmetin verileceğinin kararlaştırılmasına rağmen bu davacıların evlenme merasimleri ile ilgili video çekiminin davalılar tarafından sağlıklı olarak yapılamadığı ve bu merasimde yaşanılanları gösteren video kasetinin davacılara teslim edilemediği, davalıların sözleşme gereğince yapmak zorunda oldukları video çekimini sağlıklı bir şekilde yapmayarak, video kasedini davacılara teslim etmemelerinden dolayı, davacıların şahsiyet haklarının hukuka aykırı olarak ağır bir şekilde zarar gördüğü dosya içeriği ile anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece; hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalınarak, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalıların kusurlu eylemlerinin davacılarda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesi, istek sahiplerinin toplumdaki yeri, kişiliği, hassasiyet derecesi, saldırının niteliği göz önüne alınarak davacılar yararına davalılar aleyhine makul bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde bu talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, 22.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.