YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15467
KARAR NO : 2011/9408
KARAR TARİHİ : 14.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak-menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan … ve vekili avukat … ile davacı … ve vekili avukat … ‘in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılar ile imzalamış olduğu 28.3.1991 ve 2.4.1991 tarihli avukatlık ücret sözleşmeleri ile davalıların vekili olarak sözleşmede belirtilen davaları takip ettiğini, tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen, 8.10.1999 tarihli azilname ile vekillikten azledildiğini, vekalet ücretinin ise ödenmediğini ileri sürerek, 50.000,00 TL vekalet ücretinin azil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının vekalet görevini gereği gibi yerine getirmediğini, davacı ile, takip edilecek davalarda kendilerine ait olacak hissenin değerinin %25’i üzerinden vekalet ücreti ödenmesi konusunda anlaştıklarını, çeşitli tarihlerde ödeme de yaptıklarını, davacının kendilerine imzalatmış olduğu boş sözleşmeleri ise sonradan doldurduğunu savunarak, davanın reddini dilemişler, bu dava ile birleştirilen … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış oldukları 2009/447 esas ve 2007/169 esas sayılı davalar ile de, fahiş olarak sonradan doldurulan sözleşmelerin iptalini, borçlu olmadıklarının tespitini, %40 inkar tazminatının ödetilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu gereğince, sözleşmelerin davacı tarafından iradeleri hilafına sonradan doldurulduğunun yasal delillerle ispat edilemediği, azlin haksız olduğu, davacı avukatın kararlaştırılan ücreti vekaletin tamamını olan 50.000,00 TL’yi talep edebileceği, ne var ki davacının, 10.5.2010 tarihli dilekçe ile talebini 20.000,00 TL’ye indirmiş olması nedeniyle ve daha önceden ücreti vekalete mahsuben davalılardan tahsil etmiş olduğu miktarların da mahsubu yapılmak suretiyle, bakiye kalan 19.948,50 TL ücret alacağının talep edilebileceği kabul edilerek, asıl davanın kısmen kabulüne, 19.948,50 TL’nin azil tarihi olan 8.10.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin vazgeçme nedeniyle reddine, birleşen davaların ise reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Asıl dava, vekalet ücreti alacağının tahsiline, birleşen davalar ise vekalet ücret sözleşmelerinin iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki 28.3.1991 ve 2.4.1991 tarihli avukatlık ücret sözleşmelerinin matbu kısımlar haricindeki diğer kısımlarının sonradan doldurulduğu, Adli Tıp raporu ve tüm dosya kapsamı ile anlaşılmaktadır. Esasen 1991 yılında yapılan sözleşmelere, “işin konu” bölümünde 1993 esas no’lu dava dosyaları yazılamayacağı açık olduğu gibi, yine 1991 yılındaki Türk Lirasının alım gücüne göre, davacılara ait hisselerin toplam değeri ile kıyaslanamayacak ölçüde, 50.000,00 TL gibi çok fahiş bir miktar üzerinden avukatlık ücreti kararlaştırılması da mümkün değildir. Davacı da, sözleşmelerin daha sonra düzenlendiğini, ancak tarihin geçmiş tarihli olarak atıldığını kabul etmiştir. Dava konusu sözleşmelerin yapıldığı tarihte geçerli olan Avukatlık Kanunu hükümlerine göre, vekalet ücret sözleşmelerinin “yazılı” olması geçerlik koşulu olup, bu durumda taraflar arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceğinden, davacının sözleşmede belirtilen maktu ücreti talep edemeyeceğinin kabulü gerekir. 1136 sayılı Kanunun, 2.5.2001 tarihli 4467 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten önceki 163/son maddesi gereğince de, avukat ile müvekkil arasında yazılı bir ücret sözleşmesinin bulunmadığı veya sözleşmenin geçersiz kabul edildiği durumlarda talep edilebilecek vekalet ücretinin, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenmesi gereklidir. O halde mahkemece, açıklanan hususlar ile, davalıların savunmalarında bildirmiş oldukları, ödenmesi gereken ücret konusundaki kabulleri ve daha önce ödenmiş olan ücret miktarları da dikkate alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 825,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 14.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.