YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15497
KARAR NO : 2011/3140
KARAR TARİHİ : 04.03.2011
… vekili avukat … ile 1-… A.Ş vekili avukat … 2-Prof Dr. … vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 14.7.2009 tarih ve 32-160 sayılı hükmün Dairenin 15.4.2010 tarih ve 2009/15373-2010/5157 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, müteveffa babasına davalı doktor tarafından daha önceleri stent uygulaması yapıldığını, 06.02.2005 günü tekrar rahatsızlandığını, davalı doktor …’in takip ve kontrolünde diğer hastaneye yatırıldığını ve tedaviye başladığını, başlayan beyin kanamasının davalıların ihmal ve kusuru ile ilerlediğini, müteveffanın üniversite hastanesine nakledilmesine rağmen kurtarılamadığını ileri sürerek 60.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini istemiştir.
Davalı …, müteveffanın bilgisi dışında hastaneye yatırılmış olup, hastane doktor ve personeli tarafından tedavisinin yürütüldüğünü savunarak davanın reddini dilemiştir.
Diğer davalı hastane de davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Adli Tıp raporu ve tanık anlatımlarına nazaran, davalı doktorun hastayı görmeden order düzenlemesinin tıp kurallarına aykırı olduğu, hastanın beyin kanaması geçirdiği halde davalıların kusuru nedeniyle müdahalenin geç yapıldığı sonucuna varılarak davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline ilişkin verilen karar Dairemizce onanmış, bu defa davalı … karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi dava, doktor ve hastane kusuruna dayalı manevi tazminata ilişkin olup, özellikle davalı doktor ile davacı arasındaki uyuşmazlık, hastanın davalı doktorun kontrolünde tedavi edilip edilmediğine ilişkindir. Davacı murisine daha önce stent uygulaması yapıldığı, olay günü tekrar fenalaşması üzerine 2010/15497-2011/3140
Akyurt Devlet Hastanesine başvurulduğu ve kalp krizi şüphesiyle davalı hastaneye yatırılarak tedavisine başladığı, ertesi günü gelişen beyin kanamasının hastane doktorlarınca farkedildiği halde müdahalenin zamanında yapılmadığı için hastanın üniversite hastanesine nakledilmesine rağmen kurtarılamadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hükme dayanak yapılan Adli Tıp raporunda, hastanın davalı doktorun kontrolünde tedavisinin yürütüldüğü kabul edilirse, hastayı görmediği halde order düzenletmesinin tıp kurallarına uygun olmadığı belirtilmiştir. Celbedilen hastane dosyası içeriğine göre, hastaya davalı doktor tarafından ve yine diğer hastanede stent uygulamasının yapıldığı, hasta girişinin bizzat davalı doktor adına olduğu halde olay günü hasta girişinin ve yatışının davalı doktor adına olmadığı ve yine hastanın tedavisine yönelik tüm işlemlerin davalı hastane doktoru tarafından yapıldığı gibi orderin de davalı hastane doktoru tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bizzat davalı hastane doktorlarınca düzenlenen bu yazılı belgeler karşısında hastanın davalı doktorun uzaktan talimatı ile tedaviye çalışıldığı yönündeki tanık ifadelerine itibar edilemez. Kaldı ki bu husus telefon kayıtları ile de doğrulanamamıştır. Davalı doktorun muayenehanesine gelen hasta yakınına uzmanlık alanı farklı olan bir doktor ismi vermesi ve doktordan yardınm istemesi de, hastanın davalı doktorun gözetim ve sorumluluğunda tedavi edildiğini göstermez. Böyle olunca, davalı doktorun kusurlu ve sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle hükmün davalı … yönünden bozulması gerekirken Dairemizce onandığı bu defa yapılan inceleme ile anlaşılmış olup, davalının karar düzeltme itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 15.04.2010 tarih ve 2009/15373-2010/5157 sayılı onama ilamının davalı doktor yönünden kaldırılarak, hükmün davalı … yararına BOZULMASINA, 35,50 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 04.03.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
2010/15497-2011/3140
MUHALEFET
Dava, davacının miras bırakanının tedavi hizmetini üstlenen davalı hastane ile diğer davalı doktorun sorumluluğuna ilişkin olarak açılmış manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacı ile davalı doktor arasındaki uyuşmazlık davacının murisinin ötedenberi kalp sağlığı problemine ilişkin olurak tedavisini yürüten davalı doktorun murisin vefatında ihmal ve kusurunun dolayısı ile sorumluluğunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
6.5.2005 tarihinde hemşire … tarafından düzenlenen ve altında adıgeçen hemşirenin imzasının bulunduğu “Hemşire Gözlem Kağıdı” başlıklı belgede davacının murisine davalı doktorun talemitı ile onun bilgisi dahilinde bir takım tıbbi uygulamalar yapıldığı belirtilmiş; adı geçen hemşire 5.10.2006 tarihinde mahkemeye tanık olarak verdiği ifadesinde de tutanak kapsamının doğru olduğunu, davacının murisinin davalının hastası olduğunu, davalı doktorun talimatlarını telefonla verdiğini, nöbetçi doktorun düzenlediği orderi de onayladığını beyan etmiş olup, dinlenen davacı tanıkların tamamı da davacının iddialarını doğrular şekilde açıklamada bulunmuşlardır. Diğer taraftan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinin 7.7.2008 tarihli raporunda da davalı doktorun hastayı görmeden, durumun aciliyetini değerlendirmeden, telefon ile order düzenlemesi ve konsultasyona çağırmasının tıp kurallarına uygun olmayacağını, beyin kanaması tedavisindeki gecikmeden davalı doktorun sorumlu olacağı yönünde görüş bildirilmiştir.
Hâl bölye olunca, davacının iddiası 6.2.2005 tarihli “Hemşire Gözlem Formu” bu belgeyi düzenleyen hemşire … ve diğer davacı tanıkları ile Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinin 7.7.2008 tarihli raporu ile doğrulanmış olduğundan Mahkemece verilen ve Dairemizce de onanan kararın doğru ve yerinde olduğu Kanaatinde olduğumuzdan karar düzeltme aşamasında sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.