YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15578
KARAR NO : 2011/4258
KARAR TARİHİ : 22.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı-karşı davalı, davalı … şirketi ile 25.5.2009 tarihinde … alım – satım ve komisyon sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği davalı … komisyoncusu şirkete alacağı dairenin bedeline karşılık olarak 5.000 TL kaparo ödediğini ancak satıcının satıştan vazgeçtiğini, sözleşmenin 4. maddesine göre satıcının satıştan vazgeçmesi halinde %6 oranında tazminatın alıcıya ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu bedelin de 6.240 TL’ye denk geldiğini 5.000 TL kapora bedeli ile birlikte toplam 11.240 TL nin tahsili için yapılan takibe itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı, davanın reddini dilemiş, karşı davası ile; ödenemeyen komisyon alacağının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, karşı davanın reddine, asıl davanın kısmen kabulüne, 1.880 TL asıl alacağa ilişkin itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, davalının 752 TL inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz olunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-karşı davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2010/15578-2011/4258
2-İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkâr tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Yani alacağın yargılamayı gerektirmemesi gerekir.
Somut olayda, davacının alacağının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır. Öyle olunca takip tarihi itibariyle likid ve talep edilebilir bir alacaktan söz edilemeyeceğinden davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilemez. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin de kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca, mahkeme kararının 3.bendinde yer alan davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına ilişkin cümlenin karardan çıkartılarak yerine aynen “yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine” sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 28.00 TL temyiz harcının iadesine, 22.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.