YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/15748
KARAR NO : 2011/4749
KARAR TARİHİ : 29.03.2011
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 17.2.2010 tarihinde davalı şirketin satış elemanından, kapıdan satış sureti ile 1.600,00 TL bedelle temizlik robotu satın aldığını, sözleşmenin kapıdan satışlara ilişkin uygulama usul ve esasları hakkındaki yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmediğini, sözleşme sırasında kredi kartı ödeme formu düzenlettirilerek henüz cayma süresi dolmadan borçlandırıldığını, servis hizmetlerinin yerine getirilmediğini, sözleşmenin düzenlenmesinden kısa bir süre sonra davalı firma çalışanlarının, sözleşme ile cihazın seri numarasının yazılı bulunduğu kağıdı da ibraz etmek suretiyle ürünün kontrol amacıyla firmaya götürülmesi gerektiğini bildirerek, ürünü alıp götürdüklerini, dolandırıldığını anlaması üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, yapılan incelemede davalı firmada daha önceden çalışan işçilerin, müşteri bilgilerini ele geçirerek bu yola tevessül ettiklerinin anlaşıldığını, davalı firmanın, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 9/3. maddesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müşteri bilgilerinin çalınmasına, bunun sonucunda da dolandırılmasına neden olduğunu, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, sözleşme nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, kapıdan satış sözleşmesinin iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.000,00 TL maddi 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2010/15748-20114749
Davalı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin bir örneğinin malın satım ve teslim tarihi olan 17.02.2010 tarihinde davacıya teslim edildiğini, sözleşmede davacının kimlik bilgilerinin mevcut olması nedeniyle bu bilgilerin davacının evine gelen herhangi bir kişi tarafından elde edilmesinin mümkün olduğunu, davacının borcunu ödememek için böyle bir yola başvurduğunu, dolandırıcılık olayının kendileri ile bir ilgisinin bulunmadığını, uyuşmazlığın davacıya yönelik haksız fiilden kaynaklandığını, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, 17.02.2010 tarihli satış sözleşmesinin de yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın sözleşmeden değil, sözleşmeye taraf olmayan 3. kişinin haksız eyleminden kaynaklandığı, böyle bir hukuki ilişkide davacının tüketici durumunda olmadığı, davada görevli mahkemenin de tüketici mahkemesi değil, genel mahkemeler olduğu belirtilerek, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun, “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, yasanın amacı açıklandıktan sonra, kapsam başlıklı 2. maddesinde de, “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; “alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder.” Satıcı; “kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar.” Tüketici ise, “bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için, yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gereklidir. Somut olayda, taraflar arasında temizlik robotunun satışına ilişkin bir sözleşmenin mevcut olduğu uyuşmazlık konusu olmayıp, temizlik robotunun davalı şirket tarafından davacıya satışı ve teslimi tamamlandıktan sonra, halen soruşturması devam eden bir dolandırıcılık olayı sonucunda davacının elinden alındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece söz konusu dolandırıcılık olayı nedeniyle davanın haksız eylemden kaynaklandığının kabulü ile, davada görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğu 2010/15748-20114749
belirtilmişse de, az yukarda özetlendiği gibi davacı … bu davada aynı zamanda, davalı şirket ile imzalamış olduğu kapıdan satış sözleşmesinin, bu tip satışlara ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmediğini de iddia ederek, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile sözleşmenin iptalini de talep etmiş olduğundan, mahkemenin kabulünün aksine, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığının, davada görevli mahkemenin de tüketici mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece işin esası incelenerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 29.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.