Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/16435 E. 2011/5285 K. 05.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16435
KARAR NO : 2011/5285
KARAR TARİHİ : 05.04.2011

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı Bankanın kredi kartını kullandığını, Haziran Temmuz dönemi ekstresi geldiğinde, yapılan harcamaların kendisine ait olmadığını tespit edip, Bankaya bildirdiğini, kartını yanından ayırmadığı gibi, şifresini de kimseye söylemediğini, yapılan cumhuriyet savcılığı soruşturmasında, harcamaların …adlı bir kişi tarafından yapıldığının belirlendiğini, kartının usulsüz olarak kullanılmasından davalı Bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek, toplam 3.713,53 TL harcama nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yapılan harcamaların, internet aracılığıyla ve şifre girilmek suretiyle yapıldığını, kredi kartı ve şifre kullanılarak yapılan harcamalardan davacının sorumlu olduğunu, savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu gereğince davalının olay nedeniyle %90 oranında sorumlu olduğu belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, davacının ödemek zorunda kaldığı 3.342,18 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıya ait kredi kartının, hukuka aykırı olarak üçüncü kişiler tarafından kullanılması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup davacı, rızası ve bilgisi dışında kullanılan kredi kartı harcamalarından sorumlu olmadığını ileri sürerken, davalı ise, kartın ve
2010/16435-2011/5285
şifrenin saklanması ve korunmasında gerekli özenin gösterilmediğini belirterek, yapılan harcamalardan davacının sorumlu olması gerektiğini savunmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan 5.3.2010 tarihli bilirkişi raporunda, “dava konusu olayın tipik bir kredi kartının fiziken kullanılmadığı, mesafeli işlem olduğu, işlemlerin internet üzerinden güvenli alışveriş 3D secure çerçevesinde davacıya ait kart ve bilgilerin ele geçirilmesi suretiyle yapıldığı, davacının şifresini muhafaza konusunda gerekli özeni göstermediği, ancak davacının şifresinin hangi işlemle ve nasıl ele geçirildiğinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı, buna karşılık davalının da, işlemlerin statik şifre ile yapılmasına izin vermesi nedeniyle kusurlu olduğu” belirtilmiş, mahkemece de, olaydan dolayı davacının %10, davalı Bankanın ise %90 oranında kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, 5464 sayılı “Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu”nun, konu ile ilgili hükümlerinin incelenmesinde;
“Kart Hamillerinin Yükümlülükleri” başlıklı 15. maddesinde, “Kart kullanımından doğan sorumluluk, sözleşme imzalandığı ve kartın zilyetliğine geçtiği veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasının öğrenildiği andan itibaren, kart hamiline aittir.”
“Bildirim Zorunluluğu” başlıklı, 16. maddesinde, “Kart hamili, kendisine tevdi edilen kartı ve kartın kullanılması bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemin kullanılmasını gerektiriyorsa bu bilgileri güvenli bir şekilde korumak ve başkaları tarafından kullanılmasına engel olacak önlemleri almak, kartın kaybolması, çalınması veya iradesi dışında gerçekleşmiş herhangi bir işlemi öğrenmesi halinde kart çıkaran kuruluşu derhal haberdar etmek zorundadır.”
“Kartın Haksız Kullanımı ve Sigortalanması” başlıklı 12. maddesinde ise, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması veya çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmi dört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” hükümleri bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere, kredi kartı sahibi, Banka ile sözleşme imzaladığı ve kartın kendi zilyetliğine geçtiği andan itibaren anılan yasa gereğince kendisine tevdi edilen kredi kartını, gerekse bu kartın kullanılması ile ilgili bilgileri
2010/16435-2011/5285
koruma ve saklama ile yükümlü olup dava konusu olayda da, kartın fiziken kullanılmadığı, söz konusu işlemlerin, bilgisayarla internet ortamı üzerinden ve davacı kart sahibine ait şifrenin kullanılması suretiyle yapılmış olduğu, bu nedenle az yukarda açıklanan yasa hükümleri gereğince, kartın üçüncü kişilerce kullanımından davacı kart sahibinin sorumlu olduğu, bununla beraber, davalı Bankanın da, internet üzerinden yapılan alışverişlerde statik şifre yarine, her işlemde değişen dinamik şifre kullanılmasını gerektiren bir sistemi oluşturmaması, objektif özen borcunu yerine getirmemiş olması nedenleriyle olayda sorumluluğu bulunduğunun kabulü gerekir. Tarafların müterafık kusurları bulunduğu bilirkişi ve mahkemece de kabul edilmişse de, kusur oranlarının belirlenmesi konusunda, olayın oluş şekline göre gerekli inceleme ve isabetli bir değerlendirme yapılmamıştır. Nitekim, olay nedeniyle Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılmış bir soruşturma da mevcut olup, tarafların kusur ve sorumluluk oranlarının belirlenmesi için soruşturma dosyasının, ceza davası açılmış ise, davadaki bilgi ve delillerin de incelenmesi gerekirken incelenmemiş, eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece, soruşturma veya ceza davası açılmışsa ceza dosyası incelenerek, davacıya ait şifre ve diğer sisteme giriş bilgilerinin hangi yoldan elde edildiği konusundaki deliller değerlendirilip, tarafların oluşan zarardaki kusur ve sorumluluklarının sağlıklı bir şekilde tayin ve takdiri ile ortaya çıkacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davacıya %10 üzerinden kusur izafe edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 215.70 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.