YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16552
KARAR NO : 2011/4759
KARAR TARİHİ : 29.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının satın aldığı traktör bedelinin bir kısmını ödediğini, bunun yanında zaman zaman davalıya borç da verdiğini, davalıdan olan toplam alacağının 20.000 TL olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davalının, davacı tarafından teklif edilen yeminden kaçındığı belirtilerek, davanın bu şekilde ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dilekçesi ve yemin davetiyesi, davalı tarafa Tebligat Kanununun 21. maddesine göre tebliğ edilmiştir. Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebliğ yapılacak kimse gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28/1 maddesi uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar 2010/16552-2011/4759
kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturarak vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Tüzüğünün 33 ve Kanunun 23. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Somut olayda, dava dilekçesi ve yemin davetiyesinin, davalı tarafa tebliğine ilişkin tebligat parçasının arkasındaki yazılar incelendiğinde, muhatabın adreste bulunmama nedeninin araştırıldığı ve durumdan en yakın komşusunun haberdar edildiği belirtilmişse de, muhatabın komşusunun imzasının alınmadığı, imzadan imtina edip etmediğine ilişkin herhangi bir açıklamanın da bulunmadığı görülmektedir. Oysaki az yukarda açıklanan Tebligat Kanununun 21. maddesi ve Tüzüğün 28/1. maddesinde belirtilen şekilde işlem yapılmış olmadıkça tebliğ memuru tarafından yapılan yazılı beyan onun mücerret sözünden ibaret kalır ve bu durumda Tebligat Kanununun 21. maddesinde öngörülen koşullar tevsik edilmiş sayılamayacağından yapılan tebliğ işlemi de hukuken geçersiz duruma düşer. O halde davalı tarafa dava dilekçesi ve yemin davetiyesinin, usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceğinden, savunma hakkı kısıtlandığı gibi davalının, davacı tarafından teklif edilen yeminden kaçındığı, dolayısıyla davanın ispat edildiği de kabul edilemez. Mahkemece aksinin kabulü ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ : 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 297,00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.