YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16608
KARAR NO : 2011/9409
KARAR TARİHİ : 14.06.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı … avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, PTT Genel Müdürlüğüne ait “2480 adet işyeri alarm sisteminin kurulması işi” ile ilgili gerekli finansmanın sağlanması konusunda davalılar ile 28/08/2006 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, sözleşme gereğince davalıların ihale ile teminini üstlendikleri malların satın alınması için, 300.000.TL finansman bedelini, davalı şirket sahibi ve sözleşmenin kefili olan diğer davalı …’in banka hesabına 04/09/2006 tarihinde havale ile gönderdiğini, ancak davalılar tarafından alınan ihalenin iptal edildiğini, ödediği bedelin sadece 278.000,00 TL’lik kısmının iade edilip, 22.000.TL’lik kısmının ise iade edilmediğini, alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, ayrı ayrı vermiş oldukları cevap dilekçeleri ile, davanın reddini dilemişler, açmış oldukları karşı davalar ile de, davalı-karşı davacıdan kendilerinin alacaklı olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davalılardan …, 2.000,00 TL, diğer davalı OGSM Elektronik A.Ş. ise 1.000,00 tazminatın davalı-karşı davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece kısa kararda, “davalılar tarafından … 3. İcra Müdürlüğünün 2007/8534 sayılı icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 26.170,83.TL üzerinden (Davalılardan … 26.094,44.TL’den
sorumlu olmak üzere) devamına, 22.000,00.TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren %25 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, davalı-karşı davacı … tarafından açılan karşı davanın reddine, davalı-karşı davacı OGSM Elektronik San ve Tic. AŞ tarafından açılan karşı davanın ise HUMK’nun 409/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına” şeklinde, gerekçeli kararda ise, “asıl davada, tahsilde tekerrür olmamak üzere; Davalılar tarafından … 3. İcra Müdürlüğünün 2007/8534 sayılı icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 26.170,83.TL üzerinden (Davalılardan … 26.094,44.TL’den sorumlu olmak üzere) devamına, 22.000,00.TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren %25 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 10.468,33.TL %40 icra inkar tazminatının (… 10.437,78.TL ile sorumlu olarak) davalılar karşı davacılardan tahsiline, davacı-karşı davacı … tarafından açılan karşı davanın reddine, davacı-karşı davalı OGSM Elektronik San ve Tic. AŞ tarafından açılan karşı davanın ise HUMK’nun 409/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına” şeklinde hüküm kurulmuş, karar davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki 2010/16608-2011/9409
maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, icra inkar tazminatı ile ilgili olarak kısa kararda, “%40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, “10.468,33.TL %40 icra inkar tazminatının (… 10.437,78.TL ile sorumlu olarak) davalılar karşı davacılardan tahsiline” şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulmasını gerektirir. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 388,60 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 14.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.