Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/1694 E. 2010/8909 K. 21.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1694
KARAR NO : 2010/8909
KARAR TARİHİ : 21.06.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Davalı tarafından, site yönetimi adına tanzim edilen 09.05.2006 tarihli kaçak su ve usulsüz su kullanımı tutanağı gerekçe gösterilerek abonelik sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 28/02/1990 tarihinden 09/05/2006 tarihine kadar olan süre esas alınarak kaçak su faturası düzenlendiğini, daha sonra haklarını saklı tutarak davalı ile tahakkuk ettirilen bedelin ödenmesi için anlaşma imzaladıklarını, bir kısmının nakit ödendiğini kalan kısım için ise senet yapıldığını, vadesi gelen senetlerin ödendiğini, diğer senetlerin vadesi gelmediği için ödenmediğini belirterek, davalı idare tarafından tahakkuk ettirilen ve tahsil edilen 372.661,71 TL borçtan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartı ile 50.000,00TL’lik kısım için davalı idareye borçlu bulunmadıklarının tespiti ile ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın Kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz
malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı site yönetimi(tüketici) ile davalı (satıcı) arasında ücret karşılığında su satış için abonelik ilişkisi bulunduğu, davacının eyleminin sözleşmeye aykırılık teşkil edeceği gözetildiğinde uyuşmazlık, 4077 sayılı yasa kapsamında kalmaktadır.
4077 sayılı yasanın 23. maddesi bu kanunu uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemece yargı çevresinde Tüketici Mahkemesi bulunması halinde görevsizlik kararı verilerek dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi veya Müstakil tüketici mahkemesi bulunmaması halinde Tüketici mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam ile karar verilmesi gerekirken, bu yönlerin gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: (1) no’lu bentte gösterilen nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (2) no’lu bentte gösterilen nedenle tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 21.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.