Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/16958 E. 2011/3840 K. 11.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16958
KARAR NO : 2011/3840
KARAR TARİHİ : 11.03.2011

… vekili avukat … ile 1-… vekili avukat … 2-… vekili avukat … 3-… Sporkulübü Başkanlığı vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 10.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 6.5.2009 gün ve 486-228 sayılı hükmün Dairemizin 8.6.2010 tarih ve 2009/13895-2010/8180 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

K A R A R
Davacı, bir dönem Trabzonspor Kulübünün yurtdışı temsilciliği ile yöneticiliğini yaptığını, o dönem Trabzonspor Yönetim Kurulu Başkanı olan davalı … ve muhasebecisi diğer davalı …’ın kulübün kısa süreli maddi desteğe ihtiyacı olduğunu, kısa sürede geri ödeme yapılacağını bildirmeleri üzerine bankadaki vadeli hesabını bozmak suretiyle 1.100.000 DM kulüp hesabına, 100.000 DM de davalı …’ın hesabına Esbank Etiler Şubesi aracılığı ile 29.01.1999 tarihinde havale ettiğini, kararlaştırılanın aksine havale yoluyla gönderilen paranın bir iki hafta gibi kısa sürede geri ödenmediğini, ödenmesi yönünde davalı kulüp ve davalı kulüp başkanı nezdinde başvuruda bulunduğunu, sonucunda davalı … tarafından “kulübün ekonomik sıkıntısının giderilemediği, bu nedenle de hemen ödeme yapabilme imkanının olmadığı bildirilerek banka havalesi yoluyla aldıkları 1.200.000 Alman Markı karşılığında 750.000 UsD meblağlı ve 31.07.1999 tarihli şahsi çek verme teklifinde” bulunulduğunu, kabul etmesi ile çekin hazırlanıp kulüp muhasebecisi diğer davalı …’dan teslim aldığını çekin keşidecisinin … Yılmaz ve meblağının da 705.000 USD olduğunu gördüğünü, kulübe yakınlığı nedeniyle kendisi aleyhine gerçekleşen bu farka sessiz kaldığını, davalı … tarafından keşide olunan çekin tahsili için bankaya gittiğinde çekin karşılığının olmadığını, öğrendiğini davalılarca çzek bedelinin kısa sürede ödeneceği sözü verilmesi ve güven nedeniyle çekin arkasını yazdırmadığını, ödeme vaadi ile devamlı oyalandığını bu arada 2000 yılı Aralık ayının sonuna doğru gerçekleşen Trabzonspor Kulübü kongresinde yönetimin Değiştiğini, …’ın yönetimden ayrıldığını, bunun üzerine vermiş olduğu paranın kulübe intikal etmiş

2010/16958-2011/3840
Olması nedeniyle yeniyönetim nezdinde paranın Ödenmesi yönünde başvuruda bulunduğunu, kulübün de cevaben “… dönemindeki hesapların incelenmekte olduğu, sonucuna göre Ödemenin yapılabileceğinin” bildirildiğini, bir süre de yeni yönetimden ödeme beklediğini, ancak bugüne değin ödemenin gerçekleşmediğini belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile 705.000 USD karşılığı 950.000 YTL alacağının çekin üzerinde belirtilen ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı …, havale yoluyla gerçekleşen akdı ilişki taraflarının davacı ile davalı … olduğunu, kulübün ayrı tüzel kişiliğinin bulunmasına göre kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, havale dekontları içeriğine göre söz konusu paranın davalı … Kulübüne gönderildiğinin anlaşıldığını, kulüp yöneticilerinin kulüplerine çeşitli miktarlarda parasal yardımda bulundukları hususunun bilinen bir gerçek olduğunu, olayda gerçekleşen havalenin de “ödünç” olarak nitelendirilemeyeceği gibi çekteki imzanın kendisine ait olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş; diğer davalı …, davacının kulüp yöneticiliği yaptığını, gerçekleşen havalenin ödünç niteliğinde değil, kulübe yardım mahiyetinde olduğu gibi aralarında yazılı … sözleşmesi de bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı … yönetimi davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının başkasının borcunu ödeyen 3.kişi durumunda olduğu, bu nedenle ödediği bedeli vekaletsiz … görme yada haksız zenginleşme hükümlerine göre geri isteme hakkı bulunduğu, davalı kulübün vekaletsiz … görme hükümlerince sorumlu olduğu, verilen çekin yanında davalı kulüp başkanının ismine duyduğu güven ile davacının ödeme yaptığı, çekteki imzanın davalı kulüp başkanına ait olmasa bile isminin önemli bir ağırlığının bulunduğu gerekçe gösterilerek her üç davalı yönündende davanın kabulüne karar verilmiş; davalıların temyizi üzerine Dairemizce, davacının davalılarla aralarında karz ilişkisinin bulunduğunu, davaya konu parayı da bu ilişkiye dayalı olarak gönderdiğini ispat edemediği, bu durumda davacıya yemin hakkı hatırlatılmak suretiyle sonucuna göre işlem yapılması gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuş; bu kez davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK.nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine
uygun olmayan davacının davalı … yönünden sair diğer davalılar yönünden tüm karar düzeltme istemlerinin reddi gerekir.
2-Davacı, bu davasında iki ayrı banka havalesi ile 2010/16958-2011/3840
Davalılardan … Spor Kulübü hesabına borç para gönderdiğini, bu borca karşılık aynı zamanda kulüp başkanı olan diğer davalı … tarafından kendisine 705,000 USD meblağlı Şahsi Çek imzalanarak verildiğini, borcun ödenmediğini ileri sürerek talepte bulunmış; davalılardan … da 9.5.2008 tarihli dilekçesinde davada dayanılan çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, bu yönde özel bilirkişiden aldığı 28.4.2008 tarihli raporunda savunmasını doğruladığından bahisle davanın reddini dilemiştir. Her ne kadar adıgeçen davalı, aldığı özel rapora göre çekteki imzanın kendi el ürünü olmadığını savunmuş; Dairemizce de alınan bu özel raporun zuhulen mahkemece alınmış bir rapor gibi değerlendirilmesi cihetine gidilmiş ise de mahkemece anılan belge (çek) üzerinde her hangi bir imza incelemesi yapılmamıştır. Bu durumda davalının kendiliğinden aldığı bu özel rapora itibar edilemez. Hal böyle olunca davacının az yukarıda özetlenen davalılardan …’ın borcu üstlenmesine ve bu nedenle anılan çekin verilmesine ilişkin iddiası karşısında mahkemece, öncelikle Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kambiyo senedi olma özelliğini kaybeden ve HUMK’nun 292 maddesi anlamında yazılı delil başlangıcı niteliğine bürünen davaya konu çek üzerindeki imzanın davalı el ürünü olup olmadığı yönünde gerektiğinde bilirkişi görüşüne de başvurmak suretiyle inceleme ve araştırma yapılmalı, imzanın davalı el ürünü olduğunun anlaşılması halinde davacı, davasında dayandığı temel ilişkiyi ispat etmek durumunda olduğundan ve bu iddiasını az yukarıda açıklanan yasa maddesi karşısında her türlü delil ile ispatlayabileceğinden taraflardan tanık dahil tüm delilleri sorulup toplanmalı, tüm bunlardan sonra gerektiğinde davacıya, gtalep edilen miktar yönünden davalı …’a yemin teklif etme hakki hatırlatıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde hüküm tesis etmiş olması usûl ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne varki mahkeme kararı davalılardan … yönünden bu gerekçe ile bozulacak iken bu yönün gözden kaçtığı yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşılmakla Dairemiz bozma kararı kaldırılmalı, mahkeme kararı yeniden bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davacının diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 8.6.2010 tarih ve 2009/13895 esas ve 2010/8180 karar sayılı kararının kısmen kaldırılmasına, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 35,50 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 11.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.