YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18369
KARAR NO : 2011/8893
KARAR TARİHİ : 07.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının kendilerinden veresiye fişleri ile aldığı inşaat malzemesi bedelini ödemediği gibi icra takibinede haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, evinin inşaatını 2008 yılında yapıp 10.4.2009 tarihinde de oturmaya başladığını, takibe dayanak faturanın ise 1.9.2009 tarihli olduğunu, aldığı malzemeleride peşin bedelle aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, veresiye fişleri ve tanık beyanları ile davacının davalıya inşaat malzemesi verdiğinin sabit olduğu, davalının ödeme savunmasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davada, davalıya sattığını iddia ettiği inşaat malzemelerinin tahsiline ilişkin icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş, davalı ise veresiye mal almadığını, aldığı malın bedelini peşin ödediğini savunmuştur. Hemen belirtmek gerekirki, icra takibine dayanak olan davacı tarafından düzenlenen fatura esas alınmış olup, faturada davalı imzası olmadığı için davalıyı bağlayıcı olduğu kabul edilemez. İcra takibine dayanak olarak fatura alınmasına rağmen, davacı davasında veresiye fişine dayanmış, ancak davalı veresiye fişinide kabul etmemiş, fişte yazılı olan malı almadığını savunmuştur. Veresiye fişinin dava dışı … tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Adı geçen şahıs tanık olarak verdiği beyanında, davalının evinin yapımında çalıştığını, davacının verdiği malzemeleri kendisinin teslim aldığını belirtmiş ve bu beyan mahkemece hükme esas alınmış ise de, olayda tanık dinlenmesi olanaklı olmadığı gibi, bu şahsın davalının yetkili temsilcisi olduğuda ispat edilememiştir. Öte yandan BK.’nun 182/2. maddesi uyarınca satıcı ile alıcının borçları aynı zamanda ifa ettiklerinin kabulü gerekir. Bir başka deyişle, davalı alıcının malzemeyi peşin bedelle aldığının kabulü gerekir ve bunun aksininde davacı tarafından yasal delillerle kanıtlanması zorunludur. Yukarıda değinilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya veresiye olarak malzeme sattığının yasal deliller ile ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Ne var ki davacı davasında her türlü delil demek suretiyle yemin delilinede dayandığından, mahkemece davacıya iddiasını ispat zımnında, davalı tarafa yemin yöneltme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gereklidir. Mahkemenin deginilen bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 7.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.