Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/18474 E. 2011/9891 K. 23.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18474
KARAR NO : 2011/9891
KARAR TARİHİ : 23.06.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R
Davacı, davalının hissedarı olduğu Kayıran inşaat tuğla fabrikasında işçi olarak çalıştığını, fabrikadan çıkartılırken alacağının 10.000-TL olarak hesaplandığını, davalının bu borcu şahsen üstlenerek belge imzalayıp verdiğini, borç ödenmeyince davalı hakkında başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının fabrikada bekçilik yaptığını, sigortalı çalıştığını, işten ayrılırken bir alacağının kalmadığını, şirketteki hisselerini 2008 yılında devrettiğini, davacının sunduğu belgenin kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığını, savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalıya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı şirketten olan alacağının, bila tarihli belge ile şirketin hissedarı bulunan davalı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de haksız itiraz edildiğini belirterek eldeki davayı açmıştır. Anılan belge incelendiğinde, “ 10.000-YTL borcumuz kaldı” yazılı olduğu ve belgenin altında, Eczanesi, …
Eczacı … kaşesi ve imzanın bulunduğu görülmektedir. Davalı, bu belgedeki imzaya açıkça itiraz etmemiştir. Bu durumda davalı, anılan belgeyi imzalamakla kişisel olarak borcu kabullenmiştir ve borcu ödemekle yükümlüdür. BK.’nun 101.maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı tarafından icra takibi başlatılmadan önce, davalının temerrüde düşürüldüğü iddia ve ispat edilememiştir. Bu nedenle, işlemiş faiz talep edilemez. Öyle olunca, mahkemece, asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülecek şekilde itirazın iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek, yazılı şekilde husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.