YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/18907
KARAR NO : 2011/9437
KARAR TARİHİ : 14.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının tarımsal sulama abonesi olduğunu, 4 adet taşınmazda mısır ekimi yaptığını, davalı kurumun belirli bir voltajın altına düşmeyecek şekilde elektrik verme yükümlülüğünde olduğunu, ancak yeterli voltajda elektrik verilmemesi nedeniyle sulamada kullandığı dalgıç pompanın defalarca yandığını, yeterli sulama yapamaması nedeniyle ürünün zarara uğradığını, zararının tesbit bilirkişisi raporu ile belirlendiğini ileri sürerek, 36.871,50 TL’nın faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporları benimsenmek ve taleple bağlı kalınmak suretiyle 36.871,50 TL’nın tesbit tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre
davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı bu davayı açarken yaptırdığı delil tesbit sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna dayanarak elektrik kesintisi ve voltaj dalgalanmaları nedeniyle tarlada ekili bulunan mısır ürününü yeterince sulayamadığından bahisle tazminat talebinde bulunmuştur. Davacının kendi yaptırdığı delil tesbiti sonrası düzenlenen bilirkişi raporuna bi itirazı bulunamamaktadır. Bu nedenle davacının dayandığı tesbit bilirkişisi raporu ile bağlı olduğunun kabulü zorunludur. Hal böyle olunca tesbit bilirkişisi raporunda belirlenen rakamların üzerinde bir rakamın esas alınması olanaksızdır. Öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda ürünün fiyatı belirlenirken 2010 yılı fiyatları esas alınmıştır. Oysaki iddia edilen zarar 2007 yılında meydana gelmiş olup, üründen elde edilecek net gelirinin de o tarihteki fiyatlar esas alınarak belirlenmesi zorunludur. Ayrıca üründen elde edilecek net gelirin ne olabileceği hususunda da yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Bu itibarla, öncelikle üründeki zararın meydana geldiği yıldaki dekar başı üretim masraflarının ve ürünün satış fiyatının tarım müdürlüğü, … borsası ve diğer ilgili kurumlardan araştırılarak belirlenmesi ve akabinde ürünün yeterince gelişmemesi nedeniyle yapılmayan üretim ve yapılamayan hasılatın masraflarının düşülmesi suretiyle elde edilebilecek net gelirin ve uğranılan zararların tesbit bilirkişi raporundaki rakamlarda gözetilmek suretiyle belirlenmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri göz ardı ederek yetersiz bilirkişi raporunu esas almak suretiyle yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Dosya içinde abonelik sözleşmesi bulunmasa da davacının daha önceki yıllarda abone olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, elektrik şebekesindeki dalgalanmaların varlığını kabul etmiş bu dalgalanmaların kaçak kullanımlardan ve diğer sebeplerden kaynaklandığını savunmuştur. Dosyaya alınan 10.6.2010 tarihli elektrik mühendislerinin düzenlediği bilirkişi raporunda da, dava konusu tesislerin kurulu bulunduğu Kızıltepe bölgesinde binlerce tarımsal sulama kuyusunun bulunduğu, mevcut enerji nakil hatlarının eski ve bakımsız oldukları, enerjideki dalgalanmaların bu nedenlerden kaynaklandığı bildirilmiş, davacı bu rapora itirazda bulunmamıştır. Davacının elektrik kesintilerinden ve voltaj dalgalanmalarından haberdar olduğu gözetildiğinde, buna rağmen 481 dekardan fazla tarlaya sulu ekim yapması halinde zararın oluşacağını öngörmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu durumda B.K’nun 98,44 maddeleri uyarınca davacının da müterafik kusurlu bulunduğu kabul edilerek kusur indirimi yapılması gerekir. Öte yandan hükme esas alınan zirai bilirkişi raporunda sulama işçiliğinin üretim masrafları arasında gösterilmediği de anlaşılmaktadır. Oysaki tarlaların sulanması da ek maliyet getirmekte olup, bu nedenle sulama işçilik masrafının da maliyet kalemine eklenmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri göz ardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4-B.K’nun 101. maddesi uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacı, davadan önce davalıya ihtar çekerek temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmediğinden, davacı Ticaret Kanunu anlamında tacirde olmadığından hükmedilecek alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir. Mahkemece, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu nedenle de bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan kararın 2, 3 ve 4 numaralı bentler uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 14.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.